Yoksa Süleymancılara kayyum mu atanacak?

15.08.2026 medyascope.tv

15 Ağustos 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları.
Süleymancılara yönelik operasyonu konuşmaya devam ediyoruz ya da ben ediyorum. Çünkü bu gerçekten önemli bir olay. Tamam, AK Parti'ye destek vermediği için başlarına bu geldi. Tamam, olay bir yolsuzluk, para hareketleri soruşturması gibi gösteriliyor. Ama bu hareketin, bu harekete yapılan bu operasyonun Cumhuriyet tarihiyle doğrudan bir alakası var. Dün yayında 100 yıllık diye rakam söylemiştim hareket için, 100 yılı aşmış bir hareket. Süleyman Hilmi Tunahan'ın ilk faaliyetleri 1924. Yani Cumhuriyetin hemen ardından Kur'an eğitimi ve bir yöntem geliştiriyor ve bu yöntemi genellikle gizli bir şekilde yapıyorlar, yayıyorlar ve buradan bir hareket çıkıyor, bir cemaat çıkıyor: Süleymancılık. Daha sonra devlet bu hareketi kendi içine çekiyor ve bu harekette yetişmiş insanları devlet memuru yapıyorlar. Süleyman Hilmi Tunahan da öyle oluyor ama bu hareket uzun bir süre, 100 yılı aşkın süre hep kendi içine kapalı, şeffaf olmayan bir hareket olarak devam ediyor. Şimdi şöyle bir hususu vurgulamak istiyorum. Geçen yıl Süleymancılarla ilgili yine operasyon söylentileri varken Medyascope'ta yaptığım bir yorumda bunun Erdoğan için çok riskli olacağını söylemiştim. Onu bir izleyelim sonra devam edeyim.

‘‘Birileri Fethullahçıların okullarına, fabrikalarına, şusuna, busuna, gazetelerine, televizyonlarına çöktüyse birileri Süleymancılar konusunda da böyle avuçlarını ovuşturuyor olabilirler. Ama burada Süleymancılar darbeyi yese bile kaybeden esas olarak Erdoğan olur. Eğer böyle bir operasyon gerçekten olacaksa, Ekrem İmamoğlu'nun faturasının bir kısmını en azından Süleymancılara ödetmek isteyecekse Erdoğan aslında bu fatura kendisine çok daha ağır bir şekilde dönecektir kanısındayım.’’

Evet, bunu kullanıyorlar. Diyorlar ki, "Gördün mü?" Hatta bunu ilk yaptığımda Türkiye'deki İslami hareketler, Süleymancılık filan konularında hiçbir şeyden haberi olmayan hatta onlara düşmanca bakan ama şu anda iktidar yanlısı olan bazı isimler de dalga geçmişlerdi benimle ve şimdi de operasyon olunca yine dalga geçiyorlar. Bakın, burada çok önemli bir husus söz konusu. Cumhuriyetin ilk yılları Türkiye'de irticayla mücadele olarak geçti ve bu yıllarca sürdü. En son 28 Şubat süreci de benzer bir şekilde oldu. Ve bütün bu süreç boyunca Süleymancılar, Nurcular, Nakşibendiler çok ciddi bir şekilde takip altına alındılar. Said Nursi tutuklandı, sürgün edildi vesaire ama Süleymancılara çok fazla dokunulmadı. Bir tek Süleyman Hilmi Tunahan'ın ölümünden sonra yerine geçen damadı Kemal Kacar 12 Eylül darbesinin ardından, o da siyasetçi olduğu için hapis yattı. Sonra beraat etti.
Burada çok önemli bir husus var. Cumhuriyetin en sert dönemlerinde, irticayla mücadele iddiasının en güçlü olduğu dönemlerde bile kendilerine böyle büyük bir operasyon yapılmayan bir yapıdan bahsediyoruz. 100 yıllık bir yapıdan bahsediyoruz. Ve bugün AK Parti iktidarı bu yapıya operasyon yapıyor. Ama ne oluyor? Hemen ardından mesela bakanlar, Adalet Bakanı Akın Gürlek en son söyledi ya da birtakım AK Parti destekçisi yazarlar, köşe yazarları, yorumcular şunu söylüyorlar: ‘‘Bunun dini faaliyetle alakası yok. Bu tamamen bir yolsuzluk soruşturması.’’ Ama burada Alihan Kuriş, Alihan Kuriş Süleymancıların şimdiki lideri, onun gözaltına alındığını biliyoruz. Hatta gözaltına alınmasının ardından ne diye haberler sızdırıldı: ‘‘Telefonunu evine bıraktı. Başka bir yere gitti. Gittiği yerde gizli bölmede ele geçirildi.’’ Bir anlamda onu itibarsızlaştırmaya yönelik; bir suçlu, yani böyle kötü bir şeyler yapmış birisi olarak resmediyorlar. Zaten suç örgütü lideri olarak tanımlıyorlar.
Şimdi Türkiye'de binlerce, on binlerce ki sadece Türkiye'de değil yurt dışında da bağlısı olan — müridi demeyeceğim, tam tarikat gibi değil ama öyle de diyebilirsiniz — bir yapıdan bahsediyoruz ve bu yapının liderini siz alıyorsunuz, gözaltına alıyorsunuz ama diyorsunuz ki, ‘‘bu sadece para pulla ilişkili’’ ve bu yapının şirketlerine el koyuyorsunuz. Buralarda operasyonlar yapıyorsunuz ama diyorsunuz ki, ‘‘Hiç alakası yok, Kur'an kurslarıyla, şununla bununla hiç alakası yok. Bu tamamen para pul işleri.’’ Nasıl olacak yani? Zaten cemaatler para pul işleriyle iç içe geçmiş yapılar. Sadece Süleymancılık değil, hepsi. İsmailağa da öyle, Menzil de öyle. Aklınıza kim geliyorsa. Kadirilerin çoğu öyle. Hepsi bir yerde parayla dönen, para işleriyle yola devam eden yapılar. Şimdi siz bu şirketlere el koyuyorsunuz. Şu oluyor, bu oluyor. O Kur'an kursları ne olacak? İşte burada çok riskli bir hamle bu.
Tamam, Süleymancılar AK Parti'ye oy vermedi. Bir dönem Refah Partisi'ne oy vermişlikleri var ama genellikle merkez sağ partilere yönelen bir yapı. Ve ilginçtir, Kemal Kacar milletvekiliydi, onun yerini alan Arif Ahmet Denizolgun da milletvekiliydi. Siyasette çok içli dışlı. Arif Ahmet Denizolgun'un yerini alan yeğeni Alihan Kuriş girmedi. En azından şu ana kadar girmemişti ama siyasetle çok içli dışlı. Siz bunlara bir operasyon yapıyorsunuz ve bu operasyonla aslında bu yapının, cemaatin bütün dengelerini altüst ediyorsunuz. Ondan sonra da diyorsunuz ki, ‘‘Hayır, bu onların dini hizmetlerine yönelik bir şey değil.’’
Peki ne? Dini hizmet dediğiniz ya da Kur'an eğitimi dediğiniz ya da öğrencilere pansiyon dediğiniz olayların bu şirketlerle iç içe geçmiş olduğunu bilmiyor musunuz? Biliyorsunuz tabii ki. Bu sonuçta bu harekete yönelik bir darbe. Kim haklı kim haksız tartışmasını bir kenara bırakalım. Bu iddia edilen para pul işleri doğru mu yanlış mı bir kenara bırakalım. Ama şurası muhakkak ki Cumhuriyet tarihiyle yaşıt olan bir harekete ilk defa bu kadar ciddi bir operasyon çekiliyor ve bu operasyona yine dindar kimliğiyle bildiğimiz, İslami kimliğiyle bildiğimiz Recep Tayyip Erdoğan'ın tek adam döneminde rastlıyoruz.
Bu neden riskli? Çünkü şu anda İslamcılığın Türkiye tarihi üzerine anlatısı altüst olmuş durumda. Yıllarca iktidara girene kadar nasıl dindarların zulüm gördüğü vesaire bunu anlatarak, tek parti dönemi ve sonrasında bunu anlatarak var olmuş bir hareket belli bir aşamada iktidara geldikten sonra iktidarını korumak için şu ya da bu nedenle, haklı ya da haksız başka İslami iddialı yapıları hedef alabiliyor. Fethullahçılıkla olan savaş zaten apayrı bir şey. Tabii ki Süleymancılığa yapılan bu kadar değil. Şimdi üstüne Süleymancılık, arada dün de bahsettim Furkan Vakfı gibi olaylar da oldu. Siz bunu yaptığınız zaman artık Türkiye'deki İslamcılığın elindeki ‘‘Laik rejim dindarlara şunu yaptı bunu yaptı’’ argümanını vesaireyi bir anlamda feda etmiş oluyorsunuz. Bu riskli bir şey. Bunun bedeli olur mu olmaz mı bunu görürüz. Ama Fethullahçılar Türkiye'de sosyal anlamda İslami hareketin en güçlü olduğu yerdi. Orası olduğu gibi dümdüz edildi ve o deneyimin ardından özellikle Anadolu'da insanlar artık İslami iddialı kolejlere, okullara, pansiyonlara öğrenci göndermeden önce bin düşünüyorlar. Eskiden çok kolaydı. Fethullahçılık bunun şeyini yapıyordu. Şimdi Süleymancılara yönelik bu operasyon ve bu sefer de o Kur'an kursları vesaire bunlar ciddi bir şekilde sorun yaşayacak. Dolayısıyla bir risk var. Çok önemli bir çıkış bu. Onun önemini azaltmak için sürekli olarak ‘‘bunun dinle imanla alakası yok’’ açıklamaları yapılıyor. Yarın öbür gün bu olay daha da netleştiğinde göreceğiz ama şu anda başta liderleri olmak üzere en önemli kadrolarının gözaltına alındığı ya da alınmak istendiği bir operasyondan bahsediyoruz.
Peki başlığa gelelim. Dün Kemal'le konuşurken irticalen geldi bu aklıma: kayyum. Evet, Cumhuriyet Halk Partisi'ne kayyum atadılar, pekâlâ Süleymancılara da atanabilir. Çünkü Süleymancılık öteden beri kendi içerisinde hep gruplaşmaların olduğu bir yapı, Özellikle Kemal Kacar'ın ölümünden sonra. Mesela Arif Ahmet Denizolgun 2000'de Kemal Kacar öldükten sonra başına geçtiği zaman kardeşi Beyazıt Denizolgun AK Parti'deydi. AK Parti'nin kurucuları arasına sonradan girdi. Hatta kendisiyle bir sohbetimizde hatırlıyorum, bana gülerek ‘‘Cemaati kardeşime bıraktım’’ demişti. Ama olayın bu kadar basit olmadığını biliyorduk. Daha sonra Arif Ahmet Denizolgun'un bir anlamda 2016'da erken sayılabilecek ölümünün ardından yerine genç bir isim geçti; Alihan Kuriş. Alihan Kuriş hiçbir zaman bir Kemal Kacar gibi, hatta Arif Ahmet Denizolgun gibi bir otoriteyi tam olarak tesis edemedi benim bildiğim kadarıyla. Ve şimdi bir ihtimal siyasi iktidar işte içerideki gayri memnunları bir şekilde mobilize ederek bu yapıyı bir anlamda en azından siyasi iktidara karşı nötr bir pozisyona çekmek isteyebilir.
Çünkü önlerinde şöyle bir şey var, CHP'de de bu olmuştu. Hani ne diyordu Kılıçdaroğlu; ‘‘Ben almazsam parti alakasız insanların eline geçer.’’ Burada da birileri kalkıp Alihan Kuriş'in başına gelenlerden sonra, mesela tutuklanırsa, o zaman diyebilirler ki, ‘‘Bu yapıyı, bu cemaati ayakta tutmak için mecburen bu ateşten gömleği giyeriz’’ diyebilirler. Daha bu konuyu çok konuşacağız ama dün söylediğimi bugün de söyleyeyim, tekrar söyleyeyim; para pul işlerinden dolayı siz bu kadar köklü bir cemaati hedef alabiliyorsanız her cemaat devletin resmen potansiyel olarak hedefindedir. Çünkü bu cemaatlerin hemen hemen hepsi tepeden tırnağa parayla yürüyen, para ilişkileriyle yürüyen cemaatler ve bunların çok da yasalara uygun yönetmeliklere, artık neyse, uygun olmadığı biliniyor. Sonuçta potansiyel olarak bütün cemaatler pekâlâ iktidarın hoşuna gitmeyen pozisyon almaları durumunda buna benzer şeylere maruz kalabilirler. Neyse...
Bugün bir büyük kadın yazara ithaf etmek istiyorum. Dün doğum günüymüş. 88 yaşında, maşallah. Rahmetli annem de yaşasaydı o da 88 yaşında olacaktı. Aynı yıl, 1938'de doğmuşlar. Ayla Kutlu'dan bahsediyorum. Ayla Kutlu Antakyalı bir öğretmen ailenin kızı olarak Mülkiye'de okuyor. Bir dönem devlette çalıştıktan sonra geç de olsa, geç değil aslında, 35 yaşında yazmaya başlamış ve artık hep sadece yazan birisi. İlk büyük çıkışı galiba ‘‘Bir Göçmen Kuştu O’’yla olmuştu 85'te. Daha sonra ‘‘Sen de Gitme Triyandafilis’’. Evet, bunun filmi de çekildi, ‘‘Sen de Gitme’’ diye. Tunç Başaran çekti. Bu öykü. ‘‘Bir Göçmen Kuştu O’’ bir romandı. Başka kitapları da var. Çok sayıda kitabı var. ‘‘Mekruh Kadınlar Mezarlığı’’, bu da bir öykü kitabı. ‘‘Cadı Ağacı’’ var. Ve son dönemde Ayla Hanım daha çok çocuk kitapları yazıyor. Çok üretiyor ve hâlâ üretiyor. Kendisi gerçekten Türk edebiyatının çınarlarından birisi. Allah uzun ömürler versin diyorum ve kendisine burada takdirlerimi ve saygılarımı iletiyorum.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
16.08.2026 Cübbeli Ahmet Hoca'ya da sıra gelir mi? |
15.08.2026 Yoksa Süleymancılara kayyum mu atanacak?
14.08.2026 Süleymancılar niçin hedef alındı? Sırada hangi cemaatler var?
13.08.2026 Resul Emrah Şahan ile söyleşi: “Siyaset, toplumdaki hazır öfkenin arkasından sürüklenmek değildir”
13.08.2026 Özgür Özel'i anlamak
12.08.2026 Süreç nasıl toplumsallaşır?
11.08.2026 YENİ Parti mahalle baskısı kurbanı oldu
10.08.2026 Bir oyunbozan olarak Selahattin Demirtaş
09.08.2026 Altüst oluşun eşiğindeki Kürt siyasi hareketi
08.08.2026 Prof. Mehmet Gürses ile söyleşi: Çerçeve yasa beklentileri karşılayabilecek mi?
16.08.2026 Cübbeli Ahmet Hoca'ya da sıra gelir mi? |
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı