Bu Aleviler size ne yaptı?

01.09.2026 medyascope.tv

1 Eylül 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazıladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. 
Alevilerden bahsetmek istiyorum. Aleviler, Türkiye'nin çok önemli bir unsuru, çok önemli, çok değerli bir parçası, Türkiye'yi Türkiye yapan büyük bir topluluk. Ama hep hor görüldüler sayıca azınlıkta olmaları nedeniyle. Katliamlara maruz kaldılar, aşağılanmalara maruz kaldılar ama ayakta kalmayı da bildiler. Özellikle 80'li yılların sonlarından itibaren bir tür Alevi uyanışını Türkiye'de yaşadık. Bunun Avrupa'daki Aleviler arasında da çok ciddi bir şekilde yansıdığını gördük. Ve Türkiye'de Aleviler şimdi her ne kadar çok sayıda farklı örgütlenmeler söz konusu olsa da kendi kimliklerine, kültürlerine, inançlarına sahip çıkma konusunda önemli aşamalar katettiler. Fakat hâlâ önlerinde çok ciddi engeller çıkartılıyor ve en ufak bir olayda bir şekilde olur olmaz hedef gösterilmeye devam ediliyorlar.
Bunun örneklerini son günlerde çok yaşadık. Burada bir Kemal Öztürk'ün NTV yayınında Suriye'den hareketle yaptığı bir ‘‘katledilme’’ meselesi var, kendisi kastının bu olmadığını söyledi vesaire ama sonuçta çok net olarak telaffuz edilmiş bir cümle var. Altan Tan da Ali'siz Alevilik iddiasındaki kişiler üzerinden Aleviliğe yönelik eleştiriler getirdi ve bu da çok tepki çekti. Şimdi önce Ali'siz Alevilik meselesine biraz değinmek istiyorum. Bu Türkiye'de çok yaygın bir şey değil. Bir kitap yazıldı zamanında birisi tarafından ama bu tamamen o kişinin yazdığı bir şeydi ve gerek Avrupa'da gerek Türkiye'de Ali'siz Alevilik gibi perspektife sahip olan bir yapılanma, grup, güçlü bir hareket açıkçası hiç tanık olmadım. Değişik dönemlerde Alevilik üzerine uzun yazı dizileri yapmış birisiyim, Milliyet'te ve Vatan gazetesinde, 1990'larda ve 2000'li yıllarda. Hemen hemen her kesimden Aleviyle konuştum. Bu Ali'siz Alevilik meselesi marjinalin de ötesinde bir şeydir. Ama birileri Aleviliği küçük düşürmek ya da Aleviliği etkisiz kılmak için bunu sanki çok büyükmüş gibi, Alevilik içerisinde hâkim yaklaşımmış gibi gösteriyorlar bilerek ya da bilmeyerek.
Bir de tabii işin bir başka boyutu var; Alevilik sadece Hazreti Ali demek değil. Bunu defalarca söyledim, tekrar söylüyorum. Recep Tayyip Erdoğan'ın daha Refah Partisi yıllarından itibaren söylediği ‘‘Alevilik Hazreti Ali'yi sevmekse ben de Aleviyim’’ sözü doğru bir söz değil. Tabii ki Alevilik Hazreti Ali'yi sevmek ama ondan ibaret bir şey değil, bunu özellikle vurgulamak lazım. Kemal Öztürk'ün yaptığı bambaşka bir şey, o Suriye'deki iç savaşa göndermeyle bir şeyler söyledi. Orada çok büyük bir haksızlık yapılıyor. Esad rejiminin, gerek baba gerek oğul Esad rejiminin yaptığı birtakım hatalar, katliamlar, insan hakları ihlallerini onların Alevi olmasına, Arap Alevi olmasına bağlamak son derece yanlış. Benzer bir şeyi Irak'ta da Saddam Hüseyin yaptı, o da Sünniydi, kimse ‘‘Saddam Hüseyin Sünni olduğu için bunu yapıyor’’ demedi ama Suriye söz konusu olduğu zaman Esad ailesinin Aleviliği çok sık dile getirildi. Halbuki biliyoruz ki Alevilerin içerisinde de Esad karşıtları vardı ve bugün de yeni Suriye'de yaşamak isteyen Aleviler var, Arap Alevileri var. Tabii ki çok sorunları var, Ahmed eş-Şara'nın başa gelmesinden sonra yaşadıkları birçok olumsuz şey var, küçük çaplı da olsa katliamlar var ve şu anda kendilerini güçsüz ve korumasız hissediyorlar. Onlara sahip çıkılması gereken bir yerde hâlâ bir suçluymuş gibi göstermek Arap Alevilerini son derece haksız.
Alevilikle ilgili bir başka olay da malum yaşadığımız çözüm süreci. Çözüm sürecinde Öcalan'ın yaptığı birtakım açıklamalar, birtakım görüşme notlarında söylediklerinden hareketle Alevilerin içerisinde bazı Alevi aydınlar bir Sünni Türk, Kürt ve belki de kısmen Arap ittifakı oluştuğu yolunda kaygılarını dile getiriyorlar, bir bildirge de yayınladılar, imzaya açtılar yakın zamanda. Bu, nasıl söyleyeyim, anlaşılır bir şey. Çünkü o metinlere baktığınız zaman evet bir Alevi aydınının bunlardan kaygılanması gerçekten anlaşılır bir şey. Ama şunu da özellikle vurgulamam lazım, o nedense pas geçiliyor; PKK hareketinin içerisinde çok ciddi bir Alevi varlığı söz konusu, başından itibaren böyle. Mesela yakın zamanda öldükleri açıklanan Rıza Altun ve Ali Haydar Kaytan, yanlışım varsa izleyiciler düzeltsin, benim bildiğim Aleviydiler. Ve en son biz Kandil'e gittiğimizde her yerde ikisinin resmini gördük ve en son PKK'nın yaptığı — PKK demiyorlar, hareket diyorlar — bir basın toplantısında da ortada Öcalan, bir tarafta Sırrı Süreyya Önder, öteki tarafta Rıza Altun ve Ali Haydar Kaytan resimleri vardı.
Yani burada PKK hareketi içerisindeki Alevi damarını göz ardı etmemek lazım. Burada tabii ki Öcalan'ın bağlayıcılığı vesaire var ama Öcalan'ın da Alevileri karşısına alacak bir yaklaşıma yöneleceğini açıkçası hiç sanmıyorum. Ama yine de şunu söylemek istiyorum, burada insanların o önlerine gelen metinlerdeki birtakım Öcalan saptamalarından kaygı duymaları, Aleviler olarak kaygı duymaları son derece anlaşılır bir şey. Ama onların bu kaygılarını giderebilmesi lazım gerek devletin gerek örgütün, yani bu sürecin Alevilerle bir alıp veremediği olmadığını, onları da kapsayan bir süreç olduğunu anlatmaları lazım. Ben öyle olduğunu düşünüyorum. Yani Alevileri karşısına alacak bir ittifak falan bunlar bana çok gerçekçi gelmiyor. Ama yıllarca acı yaşamış, baskıya uğramış, katliamlara maruz kalmış bir topluluğun bu tür yorumlar yapmasını da ciddiye almak gerektiğini düşünüyorum.
Çok uzatmaya gerek yok, Alevilere dokunmamak lazım. Yani onların inançlarını ki Alevilerin içerisinde farklı farklı kollar var, farklı farklı eğilimler var, hatta aralarında çok ciddi tartışmalar da oluyor; zaman zaman birleşiyorlar, zaman zaman ayrılıyorlar. Devlet de kendisi bir Alevilik örgütlemeye çalışıyor öte yandan, onu da biliyoruz. Çok başarılı olamadılar. Bir dönem İran rejimi Türkiye'deki Alevileri Şiileştirmeye, Caferileştirmeye çalıştı, çok da başarılı olamadı, onu da biliyoruz. Aleviler kendi kaderlerini kendileri belirleme konusunda bayağı çaba sarf ediyorlar ama hep bir şekilde dışlanma, yok sayılmayla özellikle AKP iktidarı döneminde karşı karşıya kalıyorlar. Bir zamanlar Erdoğan bir Alevi açılımı da yapmaya kalkmıştı ama o da daha yolun başında ağaca çıkmıştı, onu da biliyoruz.
Şunu söylemek istiyorum, Alevi değilim ama Aleviliği çok takdir ediyorum, çok seviyorum, Alevileri de çok seviyorum, sevmem de gerekmeyebilirdi ama ayrıca sevdiğimi özellikle vurgulamak istiyorum. Çok sevdiğim, şu an hayatta olmayan da dahil olmak üzere arkadaşım, dostum var Alevi olarak ve Alevilere dokunulması, dokunulmak istenmesi, ‘‘Ya aslında dokunmuyoruz ama şu noktaya dikkat çekiyoruz’’ gibi açıklamalarla bunların meşrulaştırılmaya çalışılması son derece rahatsız edici bir şey. Yani Aleviliğin yanında negatif şeyler söylemek, mesela ‘‘katledesi geliyor’’ lafı herhangi bir grup hakkında söylenecek bir şey değil. Bunu hele deneyimli bir gazetecinin yapması akıl alır gibi değil. Bunları not olarak düşüyorum ve bu konuda hassas olunmasını istiyorum. Evet, başlıkta dediğim gibi, Aleviler ne yaptı size? Siz, yani siz derken üstünüze alınmayın ama yapanlara söylüyorum, siz Alevilere çok şey yaptınız ama Aleviler size hiçbir şey yapmadı. Yani bunu özellikle vurgulamak istiyorum ve Alevilerin bu Türkiye'de çok değerli, çok önemli, vazgeçilmez, önü açılması gereken, her türlü desteği, katkıyı hak eden milyonlarca insan topluluğu olduğunu tekrar vurgulamak istiyorum.
Bugün ithafım bir büyük sinemacımıza, Metin Erksan'a, nevi şahsına münhasır bir büyük sinemacı. 23 yaşında 1952'de ilk filmini çekmiş Metin Erksan. ‘‘Susuz Yaz’’ filmi 1964'te Berlin'de Altın Ayı almıştı. Onu o zamanlar, tabii ki biz o zaman çocuktuk ama daha sonra mahallede Çağlayan’daki sinemada izlediğimi hatırlıyorum. ‘‘Yılanların Öcü’’, o da aynı tarihlerde herhalde. Genellikle edebiyat uyarlamaları yapan bir isim. Daha sonra bir ‘‘Sevmek Zamanı’’ var, 1965'te çektiği. Geçen onu bir seyrettim tekrar, yıllar önce seyretmişim ama hatırlamıyordum tabii, seyrettim ve çok etkilendim. ‘‘Suçlular Aramızda’’ yine 1964'te. Bir de o sıralarda, daha 70'li yıllarda çektiği bir ‘‘Kadın Hamlet’’ filmi vardır, o film yanılmıyorsam Fatma Girik'leydi, evet, Fatma Girik, ‘‘İntikam Meleği’’ diye. O tam Metin Erksan'a yakışan bir şey, Shakespeare'den uyarlama bir şeydi, çok başarılı olmamıştı, çok ilgi görmemişti ama hep benim aklımda bir yerde durur.
Bir de bizim çocukluğumuzda, daha doğrusu ortaokuldayken biz TRT'ye, TRT'nin ilk yılları artık, bir edebiyat uyarlamaları yapmıştı Metin Erksan. Sabahattin Ali'den, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan, Sait Faik'ten, Samet Ağaoğlu'ndan öyküleri filmleştirmişti, ağzımız açık seyretmiştik o tarihte. Bugün o kadar çok televizyon kanalı var ama öyle işler maalesef üretilmiyor diye söylemek istiyorum. Metin Erksan benim bildiğim bir Kemal Tahir hayranıydı, onun düşüncelerine çok yatkın birisiydi. Türkiye'ye bakışı, algılaması çok farklı birisiydi ve aynı zamanda sinemaya eğitmen olarak da, öğretim üyesi olarak da çok katkı verdi, üniversitede hocalık yaptı, yıllarca bunu da yaptı ve çok şey bırakıp aramızdan 2012 yılında 83 yaşında ayrıldı. Metin Erksan'ı saygıyla anmak ve bu yayını ona ithaf etmek istiyorum.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
06.09.2026 DEM Parti'nin veda kongresi
04.09.2026 Silivri izlenimleri: Hukuk devletinden çok uzaklarda
03.09.2026 Süreci kim, nasıl enfekte edebilir?
02.09.2026 YENİ Parti ve "Dip dalga"
01.09.2026 Bu Aleviler size ne yaptı?
31.08.2026 Eyüp Burç ile söyleşi: Türklerin gururu, Kürtlerin onuru
31.08.2026 Tuzak bir soru: Barış mı, demokrasi mi?
30.08.2026 Sürece dört koldan sert ve etkili eleştiriler
30.08.2026 Sürece dört koldan sert ve etkili eleştiriler
29.08.2026 Hani Ekrem İmamoğlu unutulmuştu!
06.09.2026 DEM Parti'nin veda kongresi
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı