Özgecan Özgenç ile söyleşi: Tüm yönleriyle Özgür Özel’in yurt gezileri

13.07.2026 medyascope.tv

13 Temmuz 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Ruşen Çakır: Merhaba, iyi günler. Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel sürekli Türkiye'yi dolaşıyor ve arkadaşımız Özgecan Özgenç de sürekli onun peşine düşüyor. Özgecan, merhaba.
Özgecan Özgenç: Merhaba Ruşen Çakır.

Ruşen Çakır: Şimdi benim bildiğim, hatırladığım Diyarbakır, Gaziantep, en son Adana, Niğde’de takip ettin. Arada kaçırdıkların var mı?
Özgecan Özgenç: Araya bir de Eskişehir sıkıştırdık geçen hafta.

Ruşen Çakır: Hah, bir de Eskişehir var. Tabii bak, vardı bir şey diye hatırlıyorum. Şimdi bunları bütün yönleriyle seninle konuşmak istiyorum. Sen çünkü uzun zamandır sürekli CHP takip ediyorsun ve bu bağlamda özellikle gezilerde yaşananlar çok anlamlı. Şunu sormak istiyorum: Özgür Özel niye böyle atom karınca gibi Türkiye'yi hallaç pamuğu gibi atıyor? Bu bir strateji belli ki. Neden yapıyor böyle?
Özgecan Özgenç: Aslında bu stratejiyi Özgür Özel'in mutlak butlan kararı gelmeden önce şekillendirdiğini söyleyebiliriz. Elbette bir strateji ve bunu gerçek anlamda bir sine-i millet gibi de bence yorumlamak mümkün. Sahadaki gücünün farkında ve bu gücü hem kendisine hem sahadakilere hem de karşısındakilere göstermek için Özgür Özel Türkiye'nin çok farklı yerlerinde yurttaşlarla bir araya geliyor. Çok samimi ve gerçek bir ilgi var kendisine karşı. Bazıları taşıma kalabalıklar olduğunu da iddia ediyor. Ama benim hem kendi gittiğim sahalarda gözlemlediğim hem parti kaynaklarımızla uzun süredir yaptığımız görüşmelerden aldığım veri, taşıma bir kalabalık yok. Çok kendiliğinden bir araya gelen ve Özel'e samimi bir destek gösteren kalabalıklar var gittiği kentlerde. Bu gücün farkında ve bu gücü kendi söylemlerinde de "bizim güvendiğimiz şey millet" diyerek aslında ifade ediyor. Dün mesela Niğde'de çıktığı bir bankın üstünden "Beni buraya sarayın gücü çıkarmadı, yargının gücü çıkarmadı; sizin gücünüz çıkardı, milletin gücüne güveniyoruz sadece" diyerek net bir şekilde ifade ediyor. Hem partisi işte 19 Mart'tan bu yana belediyelerle başlayan, aslında 30 Ekim 2024'te Esenyurt Belediyesi'ne yönelik operasyonla başlayan süreçten bugüne hep bir ayağı sokaktaydı. 19 Mart'tan sonra daha fazla sokaktaydı ama şimdi mutlak butlan kararından sonra otobüsün üstünden de değil, herhangi bir kürsüden de değil, yurttaşlarla el ele, göz göze temas kuracak mesafede o iletişimi kuruyor ve bu stratejiyi kendince yeni partiyi inşa ederken de başarılı bir şekilde yürütüyor diye ben görüyorum, gözlemliyorum.

Ruşen Çakır: Burada tabii özellikle mutlak butlan sonrasında yoğunlaşması insanın aklına şunu getiriyor: Kılıçdaroğlu için söylenen, ‘‘sokağa çıkamıyor,’’ yani butlancılar için söyleniyor. Gittikleri yerde yuhalanıyorlar. En son Ahmet Telli cenazesinde olduğu gibi çelengi içeri alınmıyor. Deniz Göktaş ‘‘Salın şu partiyi’’ diyor, vesaire. Böyle bir nazire yapma gibi bir şeyi de var herhalde değil mi? Yani bir tarafta genel merkeze sıkışmış bir atanmış CHP var, diğer yanda toplumla sürekli temas halindeki bir seçilmiş CHP.
Özgecan Özgenç: Kesinlikle. Mutlak butlan kararından önce Özgür Özel bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan'a atıfla söylüyordu: "Biz, kışın sıcak yazın klimalı salonların insanı değiliz, sokakta siyaset yapıyoruz" diyordu. Mutlak butlan kararından sonra bu söylemi elbette Kılıçdaroğlu'nu da hedef aldı. "Biz binaları, parti otobüslerini, bütün imkanları gerimizde bıraktık, milletle kucaklaştık" diyor ve bunu söylerken de "parti binalarından çıkamayanlar" diyerek butlan yönetimine, Kılıçdaroğlu'na işaret ediyor. 21 Mayıs'ta mutlak butlan kararıyla Kılıçdaroğlu göreve getirildi. O günden bugüne birkaç benzinlikte bazı kişilerle selamlaşması, işte partide 30 Mayıs'ta yaptığı bayramlaşma etkinliği, bazı basın açıklamaları dışında çok kimseyle bir araya gelmedi aslında. Deniz Göktaş'ın mahkemesine gittiğinde, daha doğrusu tutuklandığı gün savcı ifadesini verdiği sırada gittiğinde yaşananlar ve sonrasında yaptığı açıklamalar malum. Sine-i millet kelimesini seçmemin sebebi buydu aslında. Yani bu, ‘‘meclisten çekilme’’ anlamında teknik olarak kullanılan bir terim ama milletin bağrına basması için Özgür Özel sokağa çıkıyor ve aslında bizim gördüğümüz millet de onu bağrına basıyor. İşte Kılıçdaroğlu'nu ve destekleyenleri pek çok noktada protesto ederken, örneğin Eskişehir'den bahsettik; Eskişehir milletvekili Jale Nur Süllü, CHP’li milletvekili, bir önceki hafta Eskişehir'de emeklilerin eylemine destek için gittiğinde protesto edildi. Alandan protestolar sonrası ayrılmak zorunda kaldı. Özgür Özel'i desteklemediği için kendisi butlancı olmakla suçlandı ve böyle bir tepki gösterildi. Sadece Kılıçdaroğlu'na değil, onu destekleyen isimlere dahi sokakta farklı demokratik yapılar arasında böyle tepkiler gösteriliyor. Örneğin Orhan Sarıbal, Halkevleri yönetim kurulundan çıkarıldı yanılmıyorsam, Halkevlerinden ihraç edildi. Böyle tepkiler de görüyorlar. Özel ve onu destekleyenler sokakta ve milletle olmaya, kendi söylemleriyle az önce de ifade ettiğim gibi milletle kucaklaşmaya devam ediyorlar. Elbette butlan yönetiminin sokağa çıkamayacağı, çıkmaya yüzleri olmayacağı atfıyla da beraber bunu yapıyorlar.

Ruşen Çakır: Şimdi beş tane ilden bahsettik, en son yaptığı ziyaretlerde senin takip ettiğin iller Gaziantep, Diyarbakır, Eskişehir, Adana, Niğde. Şimdi bunlardan Diyarbakır'da CHP güçlü değil. Niğde'de de benim bildiğim çok güçlü bir pozisyonu yok. Belli bir gücü var, belli ama Eskişehir'de belediyeyi kazanıyor ama yine orada AKP'nin bayağı bir gücü var. Adana’da nispeten son seçimde belediyede bayağı bir fark attılar. Antep’te ise belediye CHP'de değil. Orada bir tane ilçe belediyesi vardı, o da AKP'ye geçti değil mi yanlış bilmiyorsam? AKP'ye geçti.
Özgecan Özgenç: Evet, Şehitkamil.

Ruşen Çakır: Şehitkamil. Evet, şunu sormak istiyorum: Bu illere göre farklılıklar gözledin mi? Diyarbakır bambaşkaydı, onu biliyorum da yine böyle bir baktığın zaman burada CHP'nin kalesi diyebileceğimiz çok yer yok açıkçası. Yani Eskişehir'de, Adana'da belli bir gücü var ama bir kale demek mümkün değil benim bilgime göre. İlleri kıyasladığın zaman neler dikkatini çekiyor? Çünkü fotoğraflara, videolara baktığımız zaman sanki hep aynı yerde dolaşıyormuş gibi. Yani benzer görüntüler olduğu için.
Özgecan Özgenç: Benzer görüntüden kastım hep bir insan seli arasında yürümekte zorlanan Özgür Özel ve etrafındaki parti mensupları gibi canlanıyor benim gözümde. Bütün saydığım iller arasında hem benzeyen hem de çok farklılaşan yönler var aslında. Ben beşini takip etme şansı buldum. Özgür Özel mutlak butlan kararından bu yana 21 ilde benzer programlar gerçekleştirdi. Ankara'da da Ulus'ta bir esnaf ziyareti gerçekleştirmişti. Başta esnaf ziyareti yapabiliyordu, artık kalabalıktan esnaf ziyaretleri yapamıyor. Yani o dükkanlara girip çıkmaya imkan olmuyor, insan kalabalığı buna izin vermiyor. Diyarbakır'la başlayayım. Diyarbakır çok daha ayrı bir yere konulması gereken bir ziyaretti. Uzun süredir bekliyorduk Özgür Özel'in Diyarbakır programını. 2024 Ekim'de Devlet Bahçeli'nin Öcalan'ın umut hakkından yararlanması çıkışını yaptığı gün Özel Diyarbakır'a gitmişti. Bir Güneydoğu programı olacaktı, 4-5 gün sürecek ve hemen ertesi gün 23 Ekim'de TUSAŞ saldırısı olduğu için programını yarıda kesip Ankara'ya dönmek zorunda kalmıştı. Bu geziyi tamamlayamamıştı. O günden beri biz bölgeye, Doğu-Güneydoğu'ya Özgür Özel'in yapacağı ziyareti bekliyorduk. Hatta Haziran ayında da butlan gelmeseydi 10 ili kapsayacak bir ziyareti olmasını bekliyorduk. Bu Özgür Özel'in hem bu yeni çözüm sürecindeki pozisyonu hem yasa hazırlıkları yapılırken vermek istediği güven veya sürecin garantörü olma pozisyonu, CHP'nin toplumun bütün kesimlerinin hassasiyetini gözeterek garantörü olma pozisyonunu sağlaması niteliği taşıyacaktı. Butlan kararından sonra Diyarbakır'a yaptığı bir günlük ziyaret aslında bunun tam olarak karşılığını bulan bir ziyaret oldu. Diyarbakır'da çok geniş kitleler yoktu, bunu açıkça söyleyebilirim, haberlerimizde de yazdık. Ancak çok samimi bir ilgi vardı. Çok büyük kalabalıklara konuşmadı Özgür Özel ama neredeyse 300 kişilik STK temsilcilerinin olduğu salonda sürece dair önemli değerlendirmeler yaptı. Bir de bu ziyaretin şu önemi vardı: Kılıçdaroğlu ilk televizyon programına Özel'in bu ziyaretinden yaklaşık bir hafta önce çıkmıştı, Sözcü TV yayınına ve Demirtaş'la ilgili sözleri çok gündem olmuştu. 2016 yılında dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili anayasa değişikliğine verdikleri destek, "Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz" diyerek verdikleri destekten pişman olmadığını söyledi Kılıçdaroğlu ve biraz amiyane bir tabirle Özgür Özel Diyarbakır programında Kılıçdaroğlu'nun bu çıkışının ekmeğini yedi. Yani "Sen, Demirtaş ve İmamoğlu bu ülkeyi kurtarırsınız ancak" diye karşılandı Diyarbakır'da. Butlana karşı olduğunu Diyarbakır İl Örgütü zaten dile getirmişti ve bu programdan sonra da Diyarbakır İl Başkanı da yönetimiyle birlikte görevden alındı. Bu temasları sadece butlan sonrası çıkışı değil, Özel'in buna rağmen süreçte CHP'nin oynamasını istediği ve şimdiye kadar oynadığı rolün sağlaması anlamına gelebilecek bir geziydi bence. Ve şu yüzden de Diyarbakır programı önemliydi: Özel şimdiye kadar, hatta bu hafta sonu da hâlâ bugün dahi hukuki, siyasi, fiziki mücadeleyi CHP'yi geri almak için sürdüreceklerini ifade ediyor. Ancak bir yandan da yeni parti hazırlığı olduğunu biliyoruz. Hatta önümüzdeki günlerde çok daha somutlaşmasını beklediğimiz bir hazırlık bu. Mutlak butlan kararı gelmeden önce de Özgür Özel bir yedek parti çalışması olabileceğini ifade ediyordu. Ancak bir baskın seçim ihtimaline karşı şu an hem seçime girme yeterliliği olan bir yedek parti hem de yeni bir partiyle yoluna devam edeceğine kesin gözüyle bakıyoruz. Diyarbakır'daki programı yeni parti söyleminin ilk saha çalışması gibiydi. Bu programdan birkaç gün önceki grup toplantısında "ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız" diyerek yeni partiye çok net işaret etmişti ve Diyarbakır ve hemen ertesi günü Gaziantep'teki programındaki sözleri, temasları, yurttaşın yeni parti talebine verdiği yanıtları yeni parti hazırlıklarının ilk saha çalışması olarak bence yorumlanmalıydı. Hemen ertesi gün Gaziantep'e geçti. Antep'te çok farklı durakları vardı. Hem STK'lardan, iş dünyasından isimlerle bir araya geldi, işveren örgütleri temsilcileriyle kapalı toplantılar gerçekleştirdi. Sahada bir esnaf ziyareti programlanmıştı kent merkezinde, ancak bu mümkün olmadı; az önce söylediğim sebepten, kalabalıktan mümkün olmadı. Gaziantep'te beni çok şaşırtan bir kalabalık karşıladı Özgür Özel'i. Bu ziyaretten önceki hafta atanmış MYK Gaziantep İl Yönetimi’ni görevden almıştı ama buna rağmen güçlü bir CHP örgütü hazırlığıyla Özgür Özel Gaziantep'te karşılandı. Çok farklı noktalarda ziyaretleri oldu. Gerçekten bizi şaşırtan ve fiziken de zorlayan bir kalabalıkla beraber yürüdü. Neredeyse bir mitinge dönüştü, esnaf ziyareti olarak programlanan yürüyüş. Yürüyüşün noktalandığı yerde, ‘‘Balıklı Park’’tı yanlış hatırlamıyorsam ismini, oradaki toplananlara hitap etti ve daha sonra bir mahalleye gitti. Mahallenin adını şimdi bulabilirsem hemen onu da söyleyeyim. Gaziantep'in varoş kesimlerinde, yoksul bir mahalle. Orada bir pideci kendisini ağırlamak istiyormuş, buraya gittik. Bize orada pide yapılırken eşlik etti, gazetecilere ikram etti ve bu mahallede bir traktör kasasının üzerinden çok kalabalık sayılmayacak ama Özel'in orada olmasını çok coşkuyla karşılayan bir kalabalığa konuştu. Yani Özgür Özel bir saat önce binlerce kişiye hitap ederken bir saat sonra gittiği yoksul bir mahallede 200 kişiye de aynı coşkuyla konuştu. Mutlak butlan kararını o mahallede anlaşılabileceği şekilde de anlattı. Yani bunun CHP'nin meselesi olmadığını, onların kendi deyimiyle iktidar yürüyüşünü engellemek üzere atılan bir yargı adımı olduğunu STK toplantısındaki profesyonellere veya akademisyenlere, iş dünyasından insanlara anlatıp onlara kendi derdini açıklayabilirken gittiği yoksul mahallede de bunu açıkladı. Antep'te gözlemlediğim en önemli noktalardan biri o mahalledeki temasıydı. Konuşması bitti, traktör kasasından indi. İki yaşça büyük kadın koluna girip Özgür Özel'i götürdü. Yani koluna girip yürüyorlar mesela CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı’yla. Çok samimi görüntüler yaşanıyor ve çok net şekilde ifade edebilirim, bu görüntüler Özgür Özel'i mutlu da ediyor, gerçekten motive ediyor. Belki sen hatırlarsın, belki denk gelen izleyicilerimiz hatırlar, 24 Mayıs'ta polis müdahalesi olduğunda Genel Merkez’den çıkıp Meclis’e yürürken şunu söylemiştim: ‘‘Çok büyük bir öfke vardı, çok büyük bir haksızlığa uğramış olma duygusu vardı. Ama müdahaleden sonra yola düşüp Meclis’e yürümeye başladığında buradaki duygu durumu çok değişti’’ demiştim. Şu an hâlâ o duygu durumunu biz gözlüyoruz. Yani sokakta kendini bulan, sokakta büyüyen bir Özgür Özel ve bu büyümeye eşlik eden binlerce insanla birlikte yürüyor.

Ruşen Çakır: Tam burada şunu sormak istiyorum. Özgür Özel yürüyor ama Özgür Özel bir partinin seçilmiş genel başkanı. Partisi ne kadar olayda dahil? Hep biz Özgür Özel'i görüyoruz. Yani şimdi diğerlerini tanımıyor kamuoyu vesaire. Her yerde Özgür Özel var. Kimler var yanında? Onlar ne yapıyorlar? Yani şeyi çok kestiremiyorum; böyle bütün o kurmayları gezilere iştirak ediyor mu? Yerel partililer olaya dahil oluyor mu, yoksa Özgür Özel birkaç kişi ve korumalarıyla mı sahada?
Özgecan Özgenç: Özgür Özel'e mutlaka 19 Mart sonrası mitinglerinde de olduğu gibi Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya ve Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın eşlik ediyor. Onları her programda mutlaka görüyoruz. Ensar Aytekin Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı’ydı, Ensar Bey genelde bu programlara eşlik ediyor. Bölgede yapılan işlere göre o bölgenin milletvekilleri ve partideki ayrışma öncesinde bütün milletvekilleri neredeyse oluyordu. Yani Tekirdağ mitinginde Faik Öztrak da örneğin otobüsün üstündeydi. Bölge milletvekilleri ve belediye başkanları da Özel'in mutlaka yanında oluyor. İl örgütü, ilçe örgütleri destekliyor ve bazı bölgelerde, yakın zamanda bunun örneği var; örneğin Diyarbakır'da işte Tunceli'den gelenler olmuştu, yakın illerden bazı örgütlerin destekleri oluyor. Öne çıkan figür her zaman Özgür Özel oluyor elbette. Ancak görev alanlarına, seçim bölgelerine, parti içindeki görev bölgelerine göre kurmayları da muhakkak yanında oluyor. Özgür Özel'in en azından kendi seçilmiş kurmaylarınca bu süreçte yalnız bırakılmadığını, sahada hani teknik işlerle meşgul olmayan isimler dışında özellikle seçim bölgelerine göre kurmaylarının hep yanında olduğunu söyleyebilirim. Onlar için de yani çok göz önünde olmak gibi bir kaygıları genellikle olmuyor. Göz önündelikten kastım kadraja girmek, çünkü o insan seli arasında özellikle işte bu banklardan yaptığı konuşmalarda vesaire pek mümkün de olmuyor ama yanında oluyorlar ve ona bu programlarda eşlik ediyorlar.

Ruşen Çakır: Bir de tabii bu geziler aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde safları da netleştiriyor herhalde. Yanına gelenler, gelmeyenler, uzak duranlar... Kadraja girmek biraz da cesaret istiyor sanki değil mi? Özellikle belediye başkanları için.
Özgecan Özgenç: Bunu söylemişken o zaman hemen Adana'ya geleyim. Kesinlikle öyle. Örneğin Zeydan Karalar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar Özgür Özel'in bu cumartesi 11 Temmuz'daki Adana programının hiçbirine eşlik etmedi. Eşlik etmemesi de tartışıldı. Pozantı'da Özgür Özel'in programı başlamıştı, önce bir Akçatekir Yaylası'na gitti. Orada traktör kasası üzerinden yine konuştu. Bir yayla, hani yazın yaylaların nüfusu elbette daha kalabalık olur öyle bölgelerde, hafta sonu aynı zamanda şehirden hafta sonu için oraya gidenler de olur ama bir yaylada beklediğimizden çok daha büyük bir kalabalıktı. Traktör üstüne Özgür Özel'den önce Vahap Seçer çıktı, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer traktörün üzerine çıktı, selam verdi, orada olduğunu gösterdi. Zaten Özel Pozantı'ya geldiğinde de karşılayanlar arasındaydı ve özellikle Seçer çıktığında gözler Karalar'ı aradı. Öğlenki programda Karalar yoktu. Akşam iki yürüyüş programı daha vardı, gün içinde biz sorduğumuzda Özel'in kurmaylarına "Akşamki yürüyüşe katılmasını bekliyoruz, öyle konuşulmuştu" dediler. Ancak Zeydan Karalar akşam iki farklı noktada Özel'in yaptığı uzun yürüyüşlerde de yoktu, kitlelere hitabı sırasında da yoktu. Ertesi gün tesadüfen otelde Özel'i uğurlamak için geldiğini gördük. Sorduğumuzda birlikte kahvaltı ettiklerini, yaklaşık bir saat beraber vakit geçirdiklerini öğrendik ve Niğde programı sırasında bunu Özgür Özel'e sorma fırsatımız da oldu. Özgür Özel Karalar'ın Adana'da olmadığını, kendi programı olduğu gün Adana'da olmadığını ancak gitmeden önce kendisini görmek ve birlikte bir görüntü vermek de istediğini söyledi. Otel çıkışında çekindikleri fotoğraf sosyal medyada paylaşıldı, biz de haberimize bunu eklemiştik. Özel'in bu konuda tutumu netti aslında. Karalar 2023 kurultay süreci öncesinde Kılıçdaroğlu'nu net bir şekilde destekleyen, bu süreçte de arabuluculuk yapmaya çalışan isimlerden biriydi. Ancak son günlerde Kılıçdaroğlu'cu olmakla itham ediliyordu. Adana programında olmaması da bu yönüyle çok tartışılmıştı. Ancak Özel Adana programı boyunca Karalar'a da sahip çıktı. Yani Ekrem İmamoğlu'nu, Mansur Yavaş'ı, Zeydan Karalar'ı, Vahap Seçer'i aynı cümle içerisinde hep andı. "Zeydan başkanın tutukluluğu" diyerek geçtiğimiz sene tutuklandığı süreci hatırlattı, uzun süre tutuklu kalmasını yeniden eleştirdi. Karalar'a Özel çıktığı bankın üstünde, traktör kasasının üstünde sahip çıkarken ertesi gün Karalar Özgür Özel'in yanına gelerek bir fotoğraf vermiş oldu. Elbette bir saf belli etmek anlamına gelecek bu. Örneğin Ankara'da Özgür Özel'in 30 Mayıs'taki bayramlaşmasında otobüsün üstüne Özel'den önce çıkan Mansur Yavaş örneği. Mansur Yavaş da daha önce Kılıçdaroğlu'nu 2023 kurultayı sürecinde Kılıçdaroğlu'nu desteklediği bilinen isimlerdi. Ancak bu süreçte net bir şekilde butlan kararını hukuksuz bulduğuna yönelik bir tutum aldı. "Benim kişisel vefa duygum milletin umutlarından daha üstün değil" demişti Güvenpark'taki bayramlaşma programında ve o gün işte Anıtkabir yürüyüşünde yine Özgür Özel'in yanında almıştı. Net, köşeli cümleler aslında kurmuyor. Belediye başkanı kimliğinin de önemsediğini her fırsatta dile getiriyor ama Özel'in yanında saf tuttuğunu, o görüntüyü net bir şekilde verdiğini görüyoruz. Karalar için bu biraz daha otele uğurlamaya gelmek şeklinde gerçekleşti. Ama tam olarak dediğin gibi kimin yanında durduğu özellikle belediye başkanları için tercihi daha zor bir konu olabilir. Bunun bu süreçte sınanması da anlamına geliyor belki bizim açımızdan. Adana programını izlemek istememin sebepleri de buydu aslında. Hani biz bütün illere gitmiyoruz, Özgür Özel dediğim gibi 21 ile butlan kararından bu yana gitti ama Adana'da Karalar'ın tutumuna yönelik tartışmalar, belki belirsizlikler, nasıl karşılanacağı yönünde soru işaretleri de yaratıyordu. Orayı fiziken izlemek de istediğim için aslında bu programa gitmek istemiştim. Karalar olmamasına rağmen Adana'da çok bizi şaşırtan yoğun bir kalabalık ve ilgi vardı. Ya Özel'in kalabalıklar toplamasına şaşırmıyoruz elbette ama o kadar insanların birbirini ezmek pahasına: Özgür Özel'e bir selam verebilmek, dokunabilmek için o sıcakta, yani bizim yüzümüzden sular akıyordu, Özgür Özel'in keza işte gömleğinin sırtına yapıştığı fotoğrafları fotoğrafçısı Alperen Kaya resmetmişti, bizim videolarımızda aynı şekilde görünüyor. O insanların böyle yoğun bir ilgi ve coşkuyla Özel'i karşılıyor olması Karalar'ın bu denklemde yer aldığı noktaya rağmen bence çok ilgi çekici ve şaşırtıcıydı.

Ruşen Çakır: Şimdi Butlan meselesini konuşmuşken meşhur bir "Hain Kemal" sloganı var. İlk günden itibaren atılıyor ve Özgür Özel de onları genellikle benim gördüğüm kadarıyla susturmak, geçiştirmek şöyle diyor: "Öfkemizi işte yapıcı eleştiriye ya da enerjiye dönüştürmemiz lazım" gibi laflar ediyor. Ama o slogan bayağı her gittiğin yerde çıktı değil mi karşına?
Özgecan Özgenç: Her yerde çıktı ve hani izleyicilerimiz de bilir; ben genel merkez programlarını da takip ediyorum. Elbette orada da bir CHP var. İki CHP'nin ikincisini de görmeye ve diyalog kurmaya çalışıyoruz. ‘‘Hain Kemal’’ sloganları gerçekten büyük bir öfke yaratıyor. Onlar için bunun organize yapıldığını düşünenler de var. Ancak şunu çok net ifade edebilirim: Çok kendiliğinden gelişiyor. Bir anda birisi "Hain Kemal" sloganı atmaya başlıyor ya, o kalabalıkta en gür sesle atılan slogan haline geliyor. Özgür Özel buna her seferinde, yani benim gördüğüm, takip ettiğim her işte, her farklı noktada müdahale etti, susturmaya çalıştığı yürüyüşler esnasında dahi bunu susturduğu oldu. Senin ifade ettiğin gibi daha enerjiye dönük sözler söylenmesi gerektiğini ifade ediyor. Onun yerine iktidar sloganları atılmasını istiyor. Dün mesela Niğde'de, Çiftlik ilçesinde gözleme yapan kadınları ziyaret etti. Orada ikramları kabul etti. Bir anda işte yaşça büyük hani teyzeler, amcalar "Hain Kemal" diye slogan atmaya başladılar. Gençler de vardı elbette. CHP gençlik kollarından kişiler de vardı, bölgenin insanları. Coşkuyla, hiç beklemeyeceğimiz profildeki insanlar "Hain Kemal" sloganları atıyorlardı. Özgür Özel bunu susturdu. "Onları geride bırakalım artık. Bizim işimiz başka, işimiz iktidar" yönünde mesajları vardı ama "onları geride bırakalım" sözünü çok net bir şekilde hatırlıyorum. Dün Niğde'de programı Kiraz Bahçesi'nde başladı. Beni en şaşırtan "Hain Kemal" sloganları oradan gelmiş olabilir. Güllerle karşılandı. Kiraz bahçesinde kiraz toplayan, kirazları ayıklayan işçiler vardı. Kiraz üreticileri vardı. Bir masanın etrafında kirazlarla ilgili sohbet ediyorlardı. Hem üretim maliyetlerinin artması, satış fiyatlarının düşmesi, zorluklardan konuşurken birisi yandan "Başkanım yeni parti geliyor mu?" diye sordu. Yine bölge insanıydı, partili değildi. Özgür Özel gülerek cevap verdi: "Dur abi, Kirazcı'nın partisi mi olur?" diye. Sohbet esnasında yine o işte teyzeler dediğim yaşça büyük köylü kadınlardan birisi "Hain Kılıçdaroğlu, hain Kılıçdar" diye bağırmaya başladı. Onu destekleyenler oldu. Özgür Özel onları da susturdu: "Deme, deme. Güzel şeyler söyle" dedi. "Sen de güzel bana dualar ettin, güzel şeyler söyledin. Allah yolumuzu açık ederse biz iktidara yürüyeceğiz." En küçük noktada bile bir "Hain Kemal" sloganı duyulabiliyor ve Özgür Özel bunları hep pozitif şeyler söylemeye devam etmek gerektiğini söyleyerek susturuyor, müdahale ediyor. Hani genel merkezdeki o rahatsızlığı anlamakla ve işte anlatma ihtiyacı hissetmekle beraber bu sloganların çok kendiliğinden ortaya çıktığını ve Özel'in bunu her fırsat bulduğunda müdahale ederek susturduğunu söyleyebilirim.

Ruşen Çakır: Peki, şu da çok çıkıyor karşımıza: Gittiği her yerde insanlar, "Hadi kurun artık şu partiyi" diyorlar, değil mi? Ve o da onlara adım adım, hani ilk verdiği cevaplarla son verdiği cevaplar arasında ben açıkçası bir fark görüyorum. Yani parti kurma fikrini daha güçlü bir şekilde dile getiriyor sanki.
Özgecan Özgenç: Kesinlikle katılıyorum. 21 Mayıs'ta butlan kararından sonra ilk mesajlar partiyi geri alacaklarına yönelikti. Hâlâ bir olağanüstü kurultay yapılabilmesi, hani mahkeme yollu bir değişiklik olmasa bile, istinafın kararına yönelik bir müdahale olmasa bile bir olağanüstü kurultay toplanabileceği söylemi üzerinde duruyorlardı. Bunun için girişimleri oldu. Delegeler imza topladı, Parti Meclisi yoluyla bunu yapmaya çalıştılar. Olmadı. Olağanüstü kurultaya kapılar yavaş yavaş kapandı. Bundan medet umulamayacağını düşündükleri noktada Yargıtaya işaret ettiler. Çünkü tedbir kararı, karar kesinleşene kadar, istinafın kararı kesinleşene kadar yürürlükte kalacaktı. Yargıtayın kararı bozması veya onaması; onarsa da karar kesinleşeceği için tedbir kararı ortadan kalkacak ve parti bir kurultaya gitmek zorunda kalacaktı. Yargıtay için kendilerince belirledikleri son tarih 20 Temmuz'du. Neden 20 Temmuz? Çünkü adli tatil başlayacak 20 Temmuz'da ve 20 Temmuz'dan önce Yargıtay bu dosyayı ele alıp bir karar çıkaracak olursa CHP'de kalmak için hâlâ umut var gibi görünüyordu. Ancak buna da siyaseten inandıklarını söyleseler de açıkçası ben bu konuda çok umutlu olduklarını da şimdiye kadar düşünmüyordum. Olağanüstü kurultay adımları atıldı, karşılık bulmadı ve bu sırada Genel Merkez de bir olağan kurultay takvimi başlatacağını açıkladı. Eylül ayında mahallelerden başlayarak Şubat, Mart ayına olağan büyük kurultayın denk gelebileceği şekilde bir takvim işletileceği atanmış yönetim tarafından dile getiriliyordu. Artık bu kapılar birer birer kapanırken ve sokakta da çok net bir yeni partiye destek olduğunu gördükçe aslında hem sokaktaki söylemi değişti hem de sokağa çıkış şekli sokaktan gelen geri bildirimle biraz değişti. CHP çok önemli, işte Türkiye'nin kurucu partisi, son seçimlerin birinci partisi, buradaki isimlerin siyasete başladığı, çok büyük bir moral değer atfettiği bir parti. Buradan ayrılmak çok kolay değildi Özgür Özel için de, yönetimi için de. Bunun yurttaşlar için de, seçmen için de kolay olmadığının farkındalardı. Ama bu sürecin artık onları kopuşa zorladığı ve o kopuşa esas kendilerinden çok sokaktaki seçmenin, yurttaşın hazır olduğunu bence sokağa dönmesiyle gördü. Bu sürecin hızlanmasında, işte 20 Temmuz tarihinin daha rahat telaffuz edilmesinde, yeni parti enerjisinin yükselmesinde sokaktan gördüğü reaksiyonun çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. O moral değeri geride bırakmak anlamına gelmeden, işte "baba ocağı" diye tarif ediyor Özgür Özel her seferinde CHP'yi; baba ocağını geride bırakmanın politik gereklerini, hukuki gereklerini hem kendisine, hem etrafındakilere, hem de sokaktakilere anlatabildiği bir süreç oldu. Çok yoğun bir yeni parti talebi sokakta görüyoruz. İnsanlar hazır. İnsanlar hazır ve bu adımın atılmasını bekliyorlar. Parti içinde de, işte kurmayları arasında değil sadece, pek çok kişi, partinin farklı kademelerinde görev alan, dümdüz üye olan pek çok kişiyle konuştuğumuzda da geç kalındığını dahi düşünüyorlar. Ama geç kalınmaktan ziyade Özgür Özel'in kafasındaki yol haritası, bütün seçeneklerin tüketilmiş olması ve sokakta gerçekten buna hazır olunduğunu bence görmüş olmasıyla biz artık bu hafta, önümüzdeki hafta yeni partinin kurulacağını konuşuyoruz. İşte kirazcılarla sohbet sırasında bile, yani ‘‘kimsenin umurunda değil’’ diye düşündüğümüz bir yerde bile yeni parti sorusu geliyor Özel'e. Sohbetleri sırasında "Ya işte CHP'ye geri döndüğünüzde ya yeni parti ile iktidara geldiğinizde" diye insanlar Özgür Özel'e hitap ediyorlar. Taleplerini, çözülmesini istedikleri sorunlarını anlatıyorlar. Çok net bir karşılık bulmuş ve o karşılığı da Özgür Özel görmüş; Özgür Özel ve seçilmiş yönetim görmüş diye özetleyebilirim bunu.

Ruşen Çakır: Peki, bir de meşhur bir spekülasyon var biliyorsun: ‘‘NATO zirvesinden sonra dokunulmazlıklar kalkacak, Özgür Özel ve başka CHP'liler tutuklanacak’’ gibi. Çok girmiyor sanki bu konuya. Arada bir değindiğini görüyorum ama şu ana kadar bu konuyu seslendirdi mi Özgür Özel?
Özgecan Özgenç: Kendisi bazen ima etti ama gazeteciler sorduklarında, işte sen en son Ankara'ya geldiğinde bizim Özel'le kısa sohbetimizde, röportajımızda da aynı şeyi sormuştum ve yanıtlamıştı. Buna dair bir kaygısı yokmuş gibi anlatıyor Özel; tutuklanmayacağı değil, tutuklanırsa dahi bu yürüyüşün süreceği mesajlarını veriyor aslında. Kendisi, özellikle Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner gözaltına alındıktan sonra "Evladım gibidir ve bu yüzden saldırıların hedefi olmuştur" demişti. Çemberin kendisine doğru daraldığının aslında farkında ve zaman zaman bunu ifade ediyor. Ancak buradan bir olumsuzluk veya negatif mesaj, umutsuzluk vermek yerine özellikle kitlelere hitap ederken hep bu yürüyüşün durdurulamayacağını söylüyor. Dün "Ne yaparsanız yapın susmayacağım, teslim olmayacağım" dedi mesela. Teslim alınmaya çalışanın kendisi olduğu mesajını satır aralarından aslında veriyor ve daha pozitif ve direngen bir söylem kurmak için de "teslim alınmak istenen benim" demek yerine "teslim olmayacağım" diyerek bunu ifade ediyor diye ben bütün söylemlerinin dönüşümünden yorumluyorum, anlıyorum. NATO'dan sonra dokunulmazlıkların kaldırılacağı meselesi uzun süredir dillendiriliyordu. Ancak Ankara'ya dönük operasyon biraz bunu hem destekledi hem de acaba sıradaki hedef Özel değil de önce Ankara mı sorusunu gündeme getirdi. Hüseyin Can Güner, Özel'in avukatıydı, Çankaya Belediye Başkanı olmadan önce. Veli Ağbaba ile yakınlığı biliniyor. İkisi de Malatyalı. Belediye başkanı olmadan önce de yakın oldukları bilinen iki isimdi. Bu Güner'in gözaltına alınmasının hem Özel'e hem de bir yandan da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'a uzanan bir tarafı mı var diye Ankara kulislerinde tartışılıyor. Şundan emin Özgür Özel yönetimi: Evet, saldırılar var. Evet, saldırılar artacak. Yeni parti kurulursa da artmaya devam edecek. Ama yine de kendilerine söz ettiği o iktidar yürüyüşünü sürdürecek kadroların varlığını sürdürebileceğini söylüyor. Geçtiğimiz hafta yaptığı bir röportajda, kim olduğunu şu an hatırlayamıyorum, o yüzden söyleyemeyeceğim maalesef, "Dışarıda kalan devam eder" dedi örneğin Özgür Özel, "Kim tutuklanırsa, kadrolarınız tutuklanırsa ne olacak, yeni parti yoluna nasıl devam edecek?" sorusuna "Dışarıda kim varsa, hayatta kalan kim varsa o devam eder" yanıtını verdi. Biz sorduğumuzda da yine Ruşen Çakır sen buraya geldiğinde sorduğumuzda "19 Mart'tan sonra kimse benden böyle bir performans beklemiyordu. Ama zor koşullar o süreçte sorumluluk alacak insanları doğurur, ortaya çıkar birisi" şeklinde yanıt vermişti. 19 Mart'tan sonra kendisinin bir liderlik ortaya koyduğunu söylerken, kendisine bir şey olursa, tutuklanırsa, siyaset sahnesinden itilmek istenirse de yine bu rolü üstlenecek bir aktör çıkacağına inancı olduğunu söylüyor Özgür Özel.

Ruşen Çakır: Şimdi yavaş yavaş toparlayalım ama orada çok ilginç görüntüler var. Bir kere orta yaş ve üzeri kadınlarla, köylü kadınlarla ya da şehirli kadınlarla çok yakın bir temas kuruyor ve ben şunu görüyorum: Kendisine dokunulmasına izin veriyor. Yani insanlar ona dokunuyorlar değil mi? O da insanlara dokunuyor. Böyle bir karşılıklı bir sarmaş dolaş olma hali var herhalde. Bir de sürekli yiyor. Yiyor ve içiyor değil mi yani? Nasıl sen onları yakından, çok yakından takip ettiğin için, siz de herhalde gazeteci milleti olarak aranızda bunun muhabbetlerini de yapıyorsunuzdur. Çok birbirinden çarpıcı görüntüler var. Öyle değil mi?
Özgecan Özgenç: Hem dokunma meselesinde hem yeme meselesinde benim düşündüğüm şu oluyor: Özgür Özel insanlara çok güveniyor. Etrafında onu sarıp sarmalayan ve ona asla zarar vermeyeceğini düşündüğü bir toplulukla birlikte yürüyor. İşte hatta bazen araya giren korumalarına kızıyor zaman zaman, onu korumaya çalışan korumalarına kızdığını da görüyoruz bazen. İnsanlar hakikaten az önce de söylemiştim; ezilme pahasına, izdihamın ortasına Özgür Özel'e dokunmak, bir kere sarılıp öpebilmek için dakikalarca sürükleniyorlar. Ben şunu düşünüyorum bazen: Ben gazeteci olmasam, orada mecburen sürüklenmek zorunda oluyor olmasam, o izdihamın içine asla girmezdim herhalde. "Bu nasıl bir motivasyon, nasıl böyle bir istek duyabiliyor bu insanlar?" diye çok sorguladığım, garipsediğim anlar oluyor. Ama ona rağmen ona ulaşmak, işte tutup çekip öpüyor mesela. Fotoğraf çekmek isteyenleri asla kırmıyor. Bahsettiğim Gaziantep'teki o yoksul mahallede bir eve konuk olmuştu ve o evden çıktığında yarım saat boyunca kapıda bekledi. Kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen herkesle teker teker fotoğraf çektirmek için kapıda bekledi. Yani bu kadar büyük bir partinin genel başkanlığı için aslında çok garipsenebilecek, pozitif anlamda garipsenebilecek bir tutumdu bence. Sarılmak, öpmek isteyenlere izin veriyor. Onlarla çok samimi diyaloglar kuruyor. Kendisinin elini öpmek isteyenlere kesinlikle izin vermiyor. Hatta kendisi yaşlı büyüklerin eğilip elini öpüyor. İkram edilen şeyleri hep kabul ediyor genelde. İşte mesela dün gözlemeci kadınların yanına gitti. Bu planlıydı. Orada gözlemeleri kimin yapacağı en azından belliydi ama mesela yolda uzatılan bir halka tatlıyı da alıyor ya da işte Adana'nın meşhur muz suyuna gidiyor, kendisi içiyor. Bir yandan da herkese yedirip içiriyor. Özgür Özel'in bir gazeteci olarak hakkını vermemiz gereken yerlerden biri de basını çok gözetiyor böyle yerlerde. O izdihamlar sırasında işte kendisine koruma halkası oluşturulurken gazetecilere nazik davranılması, onlara yer açılması konusunda çok dikkatli ve özenli. Bir de Özel'in etrafındaki her şeye karşı yüksek bir duyarlılığı var. Etrafında olup biten her şeyi görebiliyor. Gözünden pek bir şey kaçmıyor. O yüzden işte Adana'daki yürüyüş sırasında iki kere gazeteci arkadaşlarımızın bağcığı açıldığı için yürüyüşü durdurdu, o bağcığını bağlayabilsin, ona bir zarar gelmesin diye. İkram edilen şeyleri hep gazetecilere de ikram etmeye çalışıyor. Dün Niğde'de yediği gözlemeleri sardı, paketi bize uzattı, "Bu çok lezzetli, bunu mutlaka yiyin" diye. Hem kendi karnını öyle ziyaretlerde doyuruyor, bizimkini de doyurmaya çalışıyor. Ama başta söylediğim her iki mesele de etrafındaki herkese çok güvenmesiyle ilgili diye düşünüyorum. Ben öyle yorumluyorum ama hakikaten çok kayda değer, şaşırtıcı ve çok samimi görüntülere tanık oluyoruz. Bunu da elimizden geldiğince hem izleyicilerimize hem okuyucularımıza aktarmaya çalışıyoruz.

Ruşen Çakır: Son olarak şunu sorayım: Programı belli mi? Yine devam edecek mi yoksa bir mola mı verecek? Meclis açılıyor değil mi?
Özgecan Özgenç: Evet.

Ruşen Çakır: Ve hatta süreçle ilgili yasanın geçme ihtimali var. Mesela yine klasik soru: Yarın grup toplantısı olacak mı? Kim yapacak? Özgür Özel yine Anadolu'ya çıkacak mı?
Özgecan Özgenç: Grup toplantısı yarın olacak diye bekliyoruz, farklı bir planlama olmazsa. Özgür Özel'in yine grup kürsüsünde konuşmasını bekliyoruz. Bu konuda sessiz bir mutabakat olduğunu genel merkezde söyleyebiliriz. Aslında iki taraf da bir anlaşma olmadığını söylüyor. Ancak Kılıçdaroğlu'nun da grup toplantısı yapacağını açıkladığı ve burada bir gerginlik olduğu günden sonra genel merkez tarafı böyle bir iddia ortaya koymadı. Grup toplantısının iki tarafın da yapacağı açıklamasının yarattığı gerilimi sürdürmediler aslında. Şu an biraz Özel'in yeni partiyi kurup gitmesi, bu ikili görüntünün öyle sona ermesini bekliyorlar ve işte diğer milletvekilleri için örneğin bazı disiplin süreçleri yürütüldü. Özel hakkında böyle bir süreç yürütülmemesinin ana sebeplerinden birinin de ben bu olduğunu düşünüyorum. Bir genel başkanı ihraç etmiş, işte şu an genel başkan olduğunu düşünmeseler de genel başkanlık yapmış bir kişiyi ihraç etmemek, Özel'in yol haritasını netleştirip cepheden ayrılmasıyla bu ikiliğin son bulmasını beklemek gibi bir tutum aldıklarını anlıyorum genel merkezin. O yüzden şimdilik bir yeni grup toplantısı krizi yok. Özgür Özel yarın grup toplantısı yapacak diye bekliyoruz. Ertesi gün 15 Temmuz, Ankara'da anma programı olacak mecliste. Özel'in anma programının bir kısmına katılması söz konusu olabilir. Henüz netleşmedi. Şu an mecliste MYK'sını topladı, haftalık programı da yine burada netleşebilir. Bir mola vermeyecek ama bu hafta sonu nerede olacağını bugünkü toplantıda yine netleştirmesini bekliyoruz. Özgür Özel sokaktan vazgeçmeyecek veya buna ara vermeyecek diye net bir şekilde ifade edebiliriz. Ama bu hafta ve önümüzdeki hafta gündemimizdeki esas mesele de yeni partinin kuruluşu meselesi olacak. Hep işaret ettiğimiz 20 Temmuz tarihi yaklaşıyor. Önümüzdeki hafta pazartesi 20 Temmuz. Bundan önce yeni partinin kuruluşuna dair somut bir adım atılmasını beklemediğimi ben daha önce ifade etmiştim. Ancak artık hazırlıklarının tamamlandığını ve bu hafta yeni gelişmeler duyma ihtimalimizin arttığını şimdilik ifade edebilirim. Bugünkü toplantıdan sonra belki daha net bir çerçeve çizmek de mümkün olur.

Ruşen Çakır: Çok teşekkürler Özgecan. Sana kolay gelsin. Bayağı bir bu gezilerin röntgenini çektik. İyi bir tespit mi bilmiyorum ama bütün detaylarını konuştuk. Çok sağ ol. Tabii Özgür Özel yorulmak bilmiyor ama sizin canınızı çıkartıyor herhalde. Ayak uydurmakta yanındaki, yöresindeki insanlar ve siz gazeteciler bayağı zorlanıyorsunuz diye tahmin ediyorum. Ama yapacak bir şey yok, vazife kutsaldır. Çok sağ ol.
Özgecan Özgenç: Şunu ekleyeyim kapatmadan Ruşen Çakır; Özgür Özel kendisini takip eden gazetecileri elbette tanıyor. Adana'da yürürken, hani bizim yorulmak lüksümüz olabilir, elbette fiziken çok yoruluyoruz ama hakikaten eşi benzeri olmayan bir sürece de tanıklık ettiğimizi düşünüyoruz. O yüzden ben mesela bugün hafta sonu mesainden sonra izin talep dahi etmedim. Hani izleyicilerimiz "Bu Özgecan izin yapmıyor" diye düşünüyorlarsa kendilerine onu da açıklamış olayım, talep dahi etmek istemiyoruz böyle bir süreçte. Özgür Özel Adana'da yürüyüş sırasında beni gördüğünde seslendi: "Medyascope, yine tarihi günler!" diyerek güldü. Kendisi de sahada ne kadar çalıştığımızın ve neden çalıştığımızın da aslında farkında olduğunu bu ufak espriyle söylemiş oldu. Bunu söyleyip ben de kapatmış olayım.

Ruşen Çakır: Evet, çok sağ ol Özgecan. Çok teşekkürler. Evet, Ankara'daki arkadaşımız Özgecan Özgenç son beş gezisinde Özgür Özel'i yakından takip etti, detaylı bir şekilde kendisiyle bunu konuştuk, tartıştık. Özgecan'a çok teşekkürler. Sizlere de bizi izlediğiniz için teşekkürler, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
19.07.2026 Kandil izlenimleri (2): Üniformalar ne zaman çıkarılacak?
18.07.2026 Kandil izlenimleri (1): Cümleler Öcalan ile başlıyor Öcalan ile bitiyor
17.07.2026 Medyascope Kandil’de | Duran Kalkan Ruşen Çakır’a konuştu: “Bu süreç batmayacak”
17.07.2026 "Yeni Parti" yeni olabilecek mi?
16.07.2026 Bitmek bilmez "FETÖ'nün siyasi ayağı" tartışmaları
15.07.2026 Prof. Gökhan Bacık ile söyleşi: 15 Temmuz’un 10. yılında Fethullahçılığın durumu ve muhtemel geleceği
15.07.2026 Fethullah Gülen'den geriye neler kaldı?
14.07.2026 Türkiye’nin Gidişatı (22): Ahbap olayı | NATO Zirvesi | 15 Temmuz’un 10. yılı | Deniz Göktaş’ın tutuklanması
14.07.2026 Özgür Özel'in enerjisi
13.07.2026 Özgecan Özgenç ile söyleşi: Tüm yönleriyle Özgür Özel’in yurt gezileri
19.07.2026 Kandil izlenimleri (2): Üniformalar ne zaman çıkarılacak?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı