Özgür Özel'in enerjisi

14.07.2026 medyascope.tv

14 Temmuz 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba iyi günler, iyi sabahlar. Yine Özgür Özel'den bahsedeceğim. Dün izlediniz mi bilmiyorum. Ankara'da Medyascope'un muhabiri, canavar muhabiri diyelim, Özgecan Özgenç'le bir yayın yaptım ve onun son izlediği Özgür Özel'in 5 il faaliyetini; Diyarbakır, Gaziantep, Eskişehir, Niğde ve Adana, oradaki gözlemlerini konuştuk. Çok canlı aktarımları oldu. Çok ilginç detaylar aktardı ama zaten bunu konu ile ilgiliyseniz hep görüyorsunuz. Özgür Özel bir atom karınca gibi; sürekli bir yerlerde sürekli bir şeyler yapıyor. İnanılmaz bir enerjisi var. Kendisine de bunu söyledim yaptığımız kısa bir söyleşi öncesinde sohbette. Krizler bazı zamanlarda böyle isimleri öne çıkarabiliyor. Açıkçası o 2023'te değişimcilerin adayı olduğu zaman genellikle ne dendi; ''Esas lider Ekrem İmamoğlu, burada bir genel başkan seçiliyor.'' Ama 19 Mart'tan sonra bambaşka bir profil çıktı karşımıza. İlk andan itibaren, Saraçhane'den itibaren o yaptığı mitinglerle sürekli hareketi, partisini ve partisinin toplumsal muhalefetle ilişkisini hep diri tutmaya çalıştı. Büyük ölçüde başarılı oldu. O kadar başarılı oldu ki insanlar onun başarı görüntüsünden de kıllanmaya başladılar. "Bu mitingler de artık işe yaramıyor mu?" falan dediler, rutinleşti bir anlamda. Ve sonra bir şekilde 21 Mayıs'ta Erdoğan, Özgür Özel'in liderliğindeki CHP'nin önünü tıkayamayacağını anlayınca mutlak butlanı devreye soktu ve orada bir anlamda herkes merakla bekledi. Hepimiz bekledik, bakalım bu sefer ne olacak diye. Çünkü öncesinde olay çok açıktı; iktidar bir şey yapıyordu ve ona cevap veriyordu ve arkasında iktidardan memnun olmayan değişik kesimleri bir araya getirebiliyordu, toplayabiliyordu.
Ama bu sefer her ne kadar iktidar bunu yapmış olsa da karşısında Kemal Kılıçdaroğlu ve onunla iş birliği yapan, onunla beraber hareket eden diğer CHP'liler vardı ve nitekim ilk başta insanlar ürktüler; ''Ya bu bizim kavgamız mı?'' Yani 19 Mart'tan farklı bir şey yaşanıyor havası verildi. Bu, CHP içi bir kavgaymış havası egemen olmaya başladı. Fakat orada bir stratejiyle bunu ülkeye yayarak, dolaşarak, çarşı pazar dolaşarak Ankara'da, İzmir'de, Denizli'de birçok yerde ve en sonunda gördük işte Adana, Niğde, Eskişehir, bunu topluma taşıdı ve diğerlerinden farklı bir şey yapıyor gördüğünüz gibi. Daha önce ne oluyordu? Miting oluyordu, saati belli yeri belli ve miting alanına insanlar geliyordu. Orada bir konuşma yapıyor, konuşmada Ekrem İmamoğlu'nun mesajı okunuyor, şu oluyor bu oluyor ama miting bitiyor, herkes dağılıyordu. Bu sefer daha farklı bir şey yapıyor, miting yapmıyor; insanlar arasında, esnaf ziyareti yapıyor. Tarlalara gidiyor, insanlara dokunuyor dünkü yayında da söylediğim gibi ve insanların kendisine dokunmasına izin veriyor ve insanlarla, özellikle kadınlarla, özellikle orta yaş ve üstü kadınlarla çok rahat bir iletişim kuruyor. Onlarla onların ağzıyla konuşuyor. İkramları kabul ediyor. İkramları paylaşıyor. Sürekli bir şeyler yiyor. Sürekli bir şeyler atıştırıyor ve espriler yapıyor, fotoğraflar çektiriyor, yani böyle inanılmaz bir olay yaşıyoruz.
Daha önce ‘‘Sokaklarda ne yapıyor?’’ diye bir yayın yapmıştım. Orada da ‘‘Sokakta bu kadar lider var mı?’’ diye sormuştum. Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan'ın olduğunu söyleyenler oldu. Yavuz Ağıralioğlu da aynı şekilde Anahtar Partisi'nde öyle ama böyle fotoğraf veren, bu kadar dinamik, interaktif siyaset yapan pek yok anladığım kadarıyla ve burada bir enerji var. Bu enerjiyle ilgili geçen bir yerde – şimdi tam hatırlamıyorum – şöyle bir kulis haber duydum Ankara'da, ki bunların çoğu asılsız oluyor aslında ama ''İktidar, Özgür Özel'in yorulmasını bekliyor'' diye bir cümle gördüm. Vallahi daha çok bekleyecekler gibi. Ben de şaşırıyorum. Kendisi de şaşırıyordur ve iktidar da şaşırıyordur herhâlde bu kadarına. Ve dikkat edin, ikinci bir isim yok. Yani Özgür Özel'in yanında Ali, Ayşe, Fatma ya da başka bir profil Cumhuriyet Halk Partisi'nden yok. Önünü mü açmıyor yoksa olay böyle mi gelişiyor? Böyle başladı, böyle devam ediyor. Tabii bu çok da riskli bir şey; enerjisinin bir yerde tükenmesi hâlinde, azalması hâlinde bir boşluk doğabilir. Ama daha önemlisi o spekülasyonlar var ya, işte ''dokunulmazlığı kaldırılacak, içeriye atılacak'' vesaire, böyle bir durumda o zaman ne olur? Ben kendisine bunu sordum açık açık. O da dedi ki; ''Her zorlukta yeni bir fırsat çıkar. Benim çıkmam öyle bir şeydi, bana bir şey olursa başka kişileri bu hareket çıkarır'' dedi. Birileri çıkar mı, çıkabilir, eğer onun bir şekilde yine yargı yoluyla devre dışı bırakılması ihtimaline karşı ama bu enerjide birisini CHP yaratabilir mi? Enerjiyi sadece böyle aynı anda günde şu kadar saat ayakta kalması, yağmurda ıslanması, şu kadar konuşması vesaire olarak almamak lâzım. Aynı zamanda sözlü olarak da birçok şey anlatıyor. Her gittiği yerde yeni bir haber veriyor. En son mesela verdiği bir haber vardı, biliyorsunuz; savcı adaylarına "Şunu tutuklayabilir misiniz?" diye sorulmuş mülakatta mesela ya da başka yerlerde başka şeyler soruluyor.
İnsanlar ondan bir şeyler istiyorlar. Onlara cevaplar veriyor. En çok da dile getirilen husus malum yeni parti meselesi. Burada da ne oldu, dün seçilmiş CHP'nin MYK'sı toplandı. Çıkışta gazetecilere dedi ki, "Yeni partinin adını kararlaştırdık." dedi. Sonra "Şaka şaka." diye geçiştirdi. Bu esprileriyle ve meydan okumalara karşı meydan okuyuşuyla ilginç bir lider profili çiziyor Özgür Özel. Artık ‘‘genel başkan’’ diye bahsetmiyoruz, ‘‘lider’’ diye bahsediyoruz. Ve tabii şöyle de bir husus var; karşısında Erdoğan var tabii ki esas olarak ama Erdoğan kendisi yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nu onun karşısına çıkartmaya çalıştı ama şu hâliyle bakıldığı zaman ikisi arasında dağlar gibi fark var. Özgür Özel her yere girebiliyor; her türlü ortamda birbirinden farklı yerlere. Mesela gittiği Diyarbakır'da Cumhuriyet Halk Partisi çok güçlü değil. Niğde'de o kadar güçlü değil ama gidiyor, ediyor. Ve şu ana kadar bir sıkıntı da yaşamadı. En son yaşadığı sıkıntı neredeydi? Sırrı Süreyya'nın cenazesinde kalktı birisi ona saldırdı ve ne oldu o kişi, kısa bir süre sonra serbest bırakıldı; böyle tehditler de var. Tabii ki bunları da özel olarak vurgulamak lâzım.
Evet, bu enerji bizleri şaşırtıyor. Hepimizi şaşırtıyor. Peki bu ne kadar sürdürülebilir, işte tekrar ona geliyoruz; birileri artık bunun bir yerde tükeneceğini düşünüyor. İnsanlık hâli, bu olabilir ama o günden bugüne, genel başkan seçildikten sonra 31 Mart 2024 seçim zaferi, yerel seçim zaferi; orada genellikle Ekrem İmamoğlu'na yazıldı ama herhâlde orada da Özgür Özel'in bir payı vardı. Ama daha önemlisi bir yıl sonra, 19 Mart sürecinden sonraki gösterdiği performans... Bunu etkisizleştirebilecek kişi bir tek Erdoğan'dır. Erdoğan siyaset üreterek ona cevap verebilir ama Erdoğan uzun bir süredir siyaset yapmayı yargıya devretti ve görüyorsunuz, Akın Gürlek sürekli yeni bir operasyon haberi, yeni bir şey... "Kızılay'a bağış, şu bu" diyerek sürekli o gündeme çıkıyor. Siyaseti büyük ölçüde yargı ve Akın Gürlek yapıyor ama siyaseti nasıl yapıyorlar? Onu tutuklayarak, onu gözaltına alarak, oraya birtakım şeyler dile getirerek, bir anlamda orada yargı silahını kullanarak bunu yapıyorlar. Sonuçta eşitsiz bir mücadele söz konusu. Erdoğan'ı Erdoğan yapan en önemli husus onun toplumla kurduğu ilişkiydi. Bunu Refah Partisi yıllarında, Fazilet Partisi ve AK Parti yıllarında yerinde gözlemiş birisiyim, çok sayıda mitingini izledim ve onların her biri bir başarı öyküsüydü. Ama artık Erdoğan bunları yapmıyor. Arada sırada birtakım mizansenlerle halkın arasına giriyor, gençlerle buluşuyor vesaire ama Özgür Özel'e ya da rakiplerine, tabii ki şu anda Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'na karşı toplumu arkasına alarak bir siyasi cevap verme yoluna gitmiyor. Tenezzül etmiyor değil. Gidemiyor. Çünkü o dinamizmi, Özgür Özel'in şu anda yarattığı toplumsal hareketi yaratabilme imkânına çok fazla sahip değil. Neyse, burada noktayı koyalım.
Ve bugünün ithafı bir ablama diyeyim, gazetecilik hayatımdaki ilk şefim Ayşenur Arslan. Ayşenur abla... Ben Nokta dergisine 1985'te başladım. O dönemde, işte 23 yaşındayım. Nokta'da acayip bir kadro vardı ve bizden yaşça büyük, tecrübeli, gazetecilik tecrübesi olan isimler vardı. Özellikle kadınlar vardı. İçlerinde bana en sıcak gelen Ayşenur Arslan'dı ve ilk olarak onun yönetiminde işler yaptık. Bir "dinci gençlikte patlama" kapağımız vardır. Acayip satmıştı. Bir ekip kurulmuştu ve ekibin başında Ayşenur abla vardı, Ayşenur Arslan vardı. O 3 yıl çalıştı. Sonra Sözcü gazetesi çıktı. Kısa bir süre orada, sonra televizyon... Onun en büyük çıkışı tabii ki ATV'de Ali Kırca ile birlikte olan dönemde, Ali Kırca'nın en yakınındaki isimlerden birisi olarak Türkiye'de televizyon haberciliğine resmen damga vurdular. ‘‘Siyaset Meydanı’’ olayı vardı. Başka şeyler de vardı. Daha sonra başka kanallar, CNN Türk, ‘‘Medya Mahallesi’’. Biz o sırada Mirgün'le NTV'de ‘‘Yazı İşleri’’ yapıyorduk. Bayağı bir ilgi görüyordu. Ondan bir süre sonra CNN'de Ayşenur Arslan, ‘‘Medya Mahallesi’’ ile bize rakip oldu diyelim. Ondan sonra bir Halk TV macerası var. Halk TV'de bir yayında ettiği bir sözün çarpıtılarak yanlış yorumlanması sonucunda bir gözaltı, ifade verme, tutuksuz yargılanma gibi bir talihsizlik yaşadı. Onca meslek hayatında bildiğim kadarıyla başka bir şey yok hakkında. Kendine özgü, çok çalışkan, çok iddialı ama çok zor birisidir. Ama çok iyi birisidir. Ayşenur abla şu anda 75 yaşında. İtalyan Dili ve Edebiyatı mezunu ve İtalyanca çeviri yapabilen birisi ama ben onu hep gazeteci olarak bildim, biliyorum ve bileceğim. Kendisine buradan sevgilerimi yolluyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
19.07.2026 Kandil izlenimleri (2): Üniformalar ne zaman çıkarılacak?
18.07.2026 Kandil izlenimleri (1): Cümleler Öcalan ile başlıyor Öcalan ile bitiyor
17.07.2026 Medyascope Kandil’de | Duran Kalkan Ruşen Çakır’a konuştu: “Bu süreç batmayacak”
17.07.2026 "Yeni Parti" yeni olabilecek mi?
16.07.2026 Bitmek bilmez "FETÖ'nün siyasi ayağı" tartışmaları
15.07.2026 Prof. Gökhan Bacık ile söyleşi: 15 Temmuz’un 10. yılında Fethullahçılığın durumu ve muhtemel geleceği
15.07.2026 Fethullah Gülen'den geriye neler kaldı?
14.07.2026 Türkiye’nin Gidişatı (22): Ahbap olayı | NATO Zirvesi | 15 Temmuz’un 10. yılı | Deniz Göktaş’ın tutuklanması
14.07.2026 Özgür Özel'in enerjisi
13.07.2026 Özgecan Özgenç ile söyleşi: Tüm yönleriyle Özgür Özel’in yurt gezileri
19.07.2026 Kandil izlenimleri (2): Üniformalar ne zaman çıkarılacak?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı