Sürecin ve Türkiye’nin Demirtaş’a ihtiyacı var

11.04.2026 medyascope.tv

11 Nisan 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları. Dün Medyascope'ta bir haber yayınladık, özel haber. Okuyanlar biliyordur, ben tekrar söyleyeyim. 27 Mart'ta İmralı Heyeti Abdullah Öcalan'la 5 saatlik bir görüşme yaptı. Bu görüşmede devleti temsilen bir heyetin yer aldığını ilk kez öğrendik. Çok kapsamlı, çok detaylı olduğunu biliyoruz. Birtakım şeylerini heyetten Pervin Buldan açıklamıştı. Tuncer Bakırhan da açıklamıştı, DEM Parti Eş Genel Başkanı. Ama bazı şeyler çok fazla bilinmiyordu. İşte biz özel haberde Selahattin Demirtaş konusunun bu görüşmede önemli bir yer tuttuğunu öğrendik. Özellikle Öcalan'ın Selahattin Demirtaş'ı sorduğunu, onun süreçte önemli bir yeri olduğunu, partinin bir şekilde ona bu önemi vermesi gerektiğini, birtakım kırgınlıklar varsa – ki var, bunu biliyoruz – bunların giderilmesini hatta gerekirse özür dilenmesini söylemiş, partinin, DEM Parti'nin ve bir yerde de — bence bu husus da çok önemli — devletle yaptığı görüşmelerde Selahattin Demirtaş konusunu da görüştüklerini, konuştuklarını söylemiş.
Bu olayı takip edenler, sadece süreci değil, genel olarak Kürt siyasi hareketini takip edenler Demirtaş'ın, 10 yıl oluyor cezaevinde olması, partisiyle ki partinin adı birkaç kez değişti, bazı sorunları olduğunu biliyor. Partinin tamamıyla değil belki ama partiden bazı isimlerle sorunlar yaşandığı biliniyor. ‘‘Güncel siyasete artık karışmayacağım’’ diye yanılmıyorsam 2024'te bu açıklamayı yapmıştı. Bunun bir nedeni de bu sorunlar olduğu biliniyor. Kendini çekti Selahattin Demirtaş büyük ölçüde. Arada süreç başladıktan sonra bir iki açıklaması oldu ama genellikle konuşmamayı tercih ediyor. Siyasete ara verdi, öyle söyleyelim. Bu önemli. Çünkü o cezaevindeyken bile yaptığı açıklamalarla, yazdığı yazılarla, verdiği röportajlarla sadece Kürt hareketinin değil aslında genel olarak Türkiye'nin gündemini bayağı etkileyen, yer yer belirleyen bir kişi olmuştu.
Onun Kürt hareketi için ve Türkiye'de siyaset için önemini HDP Eş Genel Başkanı olduğundan beri biliyoruz. 2015 Haziran seçimleri başlı başına zaten HDP'nin Türkiye partisi olma yolundaki o büyük başarısı ve bu anlamda Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın buradaki rolünü biliyoruz. Ama ortada sorunlar da var, bunu da biliyoruz. Ve Öcalan'ın da bu olaylara ihtiyatla yaklaştığını da biliyorduk. Çünkü hep bir şekilde Demirtaş'ın Öcalan'a rakip olma ihtimali ve iddiası ortaya atıldı. Ben bunun doğru olmadığını biliyorum. Hatta bu konuda birkaç yazı da yazdım, yayın da yaptım. Selahattin Demirtaş'a çok yakın isimlerle görüştüğümde onun Öcalan'ın liderliğiyle herhangi bir sorunu olmadığını biliyorum, artık emin olacak şekilde biliyorum ama hep böyle bir hava yaratılmak istendi. Bir ölçüde başarılı da olundu ama bu 27 Mart'taki görüşme Öcalan'ın böyle bir sorunu olmadığını ve bir anlamda da Demirtaş'a ihtiyacı olduğunu bize açık bir şekilde gösteriyor.
Bir ara biliyorsunuz Devlet Bahçeli de Selahattin Demirtaş'ın adını zikrederek serbest bırakılmasını talep etmişti. Bayağı bir beklenti içerisine girmiştik, tüm Türkiye girmişti ama olmadı. Şimdi tekrar Selahattin Demirtaş'ın tahliye ihtimalinin yeniden gündeme gelmekte olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki günlerde bunu çok konuşacağız. Ve eğer süreç yol alacaksa, şu anda bir tıkanma içerisindeyiz, süreç yol alacaksa Demirtaş'ın da bir şekilde buna özgür bir şekilde dahil olmasını beklemek için elimizde çok güçlü nedenler var. Çünkü eğer her iki taraf da, Kürt hareketi de devlet de bu sürecin olabildiğince az sorunlu ve olabildiğince hızlı bir şekilde ilerlemesini istiyorsa birtakım güçlü siyasi aktörlere ihtiyacı var. Tabii Öcalan bir yerde kendini öne çıkartıyor ve kendisinin statüsünü öne çıkartıyor ve tüm Türkiye'ye hitap etmek istediğini söylüyor. Bu, Erdoğan başta olmak üzere iktidar çevrelerini ürkütüyor. Ürkmelerinde de çok haksız oldukları açıkçası söylenemez ama tüm Türkiye'ye hitap etme anlamında bu hareketin elindeki en güçlü aktör benim gördüğüm kadarıyla, bilmiyorum siz ne dersiniz, Selahattin Demirtaş. Eğer birlikte bir süreç yapılacaksa Demirtaş gibi isimlere ki Kürt hareketinde bir kısmı içeride olan, bir kısmı yurt dışında sürgünde olan böyle bazı isimler var, Selahattin Demirtaş'ın beraber çalışabileceği isimler var; bunlara hem bu hareketin ihtiyacı var hem bu sürecin ihtiyacı var ama en önemlisi Türkiye'nin ihtiyacı var.
Tekrar söylüyorum, Öcalan'ın heyete Demirtaş konusunda söyledikleri önemli. Öğrendiğimize göre, haberde de var, DEM Parti'den bazı isimler bu görüşmenin ardından Edirne'ye gidip Demirtaş'la görüşmüşler. Herhalde bir şekilde Öcalan'ın söylediklerini de aktarmışlardır diye tahmin ediyorum. Ve önümüzdeki günlerde İmralı Heyeti’nin de, daha önce gitmişlerdi, bir kez daha Demirtaş'la görüşmesi bekleniyor. Demirtaş'ın da bu sürecin aktörü olmasına yönelik birtakım hazırlıkları görüyoruz. Geçen seferki yaşadığımız — açıkçası benim açımdan öyle oldu — hayal kırıklığını bu sefer yaşamamak dileğiyle diyeceğim. Bu arada dün Selahattin Demirtaş'ın doğum günüydü, 53 yaşına bastı. Bizim haberimiz de tam onun doğum gününe denk geldi. Umarım en kısa zamanda çıkar. Şu anda süreçle ilgili bir tür tıkanıklık yaşanıyor, bunun esas olarak siyasi iktidardan kaynaklanan birtakım nedenleri var ama aynı zamanda da Kürt hareketinden kaynaklanan nedenleri var. Ve bu tıkanıklığı aşmada Selahattin Demirtaş gibi deneyimli isimlere çok ihtiyaç var, acil olarak ihtiyaç var. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Bu arada bir not düşeyim; Öcalan aynı görüşmede Figen Yüksekdağ'ı da çok övmüş, Selahattin Demirtaş'a yaptığı gibi. Yakın bir zamanda ikisinin birlikte tekrar siyasi sahneye ve medyaya çıkmaları ihtimalini önemsiyorum. Umarım gecikmeden bu olay gerçekleşir.
Bugünün ithafı bir büyük şaire, aslında bir emekçiye; yani hep öyle gördüm ben, Refik Durbaş. Refik Durbaş edebiyatın emekçisi, şiirin emekçisiydi. Kendisiyle tanışmam birçok şairle olduğu gibi onunla da cezaevinde oldu, 12 Eylül şartlarında oldu. Onun şiirlerini o dönem çıkan birtakım edebiyat dergilerinden okuyorduk ve kitaplarını da alıyorduk. ‘‘İkinci Baskı’’, ‘‘Çırak Aranıyor’’, ‘‘Hücremde Ayışığı’’, birçok kitabını, hepsini bir şekilde yutmuştuk ama en çarpıcısı bence, hâlâ o gelir aklıma, ‘‘Çaylar Şirketten’’. Burada hatta bir bölüm var: ‘‘Sevdanın ana yurdu gece, seni seviyorum Ece.’’ Bunu hiç unutmam. Bir uzun yol otobüsü muavinin ağzından yazılmış diye hatırlıyorum, çok uzun bir şiirdi. 81-82 yılında oluyor bunlar, yaklaşık 10 yıl sonra Refik Durbaş'la, Refik abiyle tanıştım. Nerede tanıştım? Cumhuriyet gazetesinde. Kısa bir süre çalıştım Cumhuriyet gazetesinde, o orada tashih servisindeydi. Tam bir emekçiydi. Bu kadar tevazu sahibi çok az insan bulunur. Gerçekten işini seven ama edebiyatı seven ve ülkesini seven çok düzgün, dürüst bir kişiydi, şairdi. 2018 yılında, 8 yıl olmuş, bayağı bir zaman olmuş gerçekten, kendisini kaybettik. Kendisini hep sevgiyle ve muhabbetle anmak istiyorum. Refik Durbaş bu ülkenin çok önemli bir değeriydi. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
12.04.2026 CHP muhalefette niçin yalnız kaldı?
11.04.2026 Sürecin ve Türkiye’nin Demirtaş’a ihtiyacı var
10.04.2026 İktidar CHP’ye yönelik saldırılarını şiddetlendiriyor
09.04.2026 Gizli tanıklar neye tanık, etkin pişmanlar neden pişman?
08.04.2026 Salı günleri Devlet Bahçeli dinlemek
07.04.2026 Transatlantik: Zelensky'nin Ankara ve Şam ziyaretleri | Trump İran'ı tehdit etmeye devam ediyor
07.04.2026 Yılmaz Özdil olayı bize neler söylüyor?
06.04.2026 Ekrem İmamoğlu’nun karnesi
05.04.2026 Çözüm sürecinin önündeki en ciddi sorun: Öcalan’ın statüsü
05.04.2026 Sosyal medyada anonimliğin kalkacak olmasına sevinmeli miyiz?
12.04.2026 CHP muhalefette niçin yalnız kaldı?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı