CHP kendisini aşıyor

26.03.2025 medyascope.tv

26 Mart 2025’te medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Bugün de CHP'ye birtakım olumlu eleştiriler getireceğim. Dün Özgür Özel ile ilgili yaptığım yayın çok ilgi gördü ama birileri, ben sanki Özgür Özel'in CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olmasını istiyormuşum ya da olacağını düşünüyormuşum gibi böyle bir şey yapmışlar, ne derler, kendi çaplarında kampanya yapmışlar. Anladığım kadarıyla Mansur Yavaşçı bunların büyük bir kısmı, çünkü büyük bir kısmında Kürt alerjisi olduğunu da gördüm. Ben Özgür Özel'in cumhurbaşkanı adayı olacağını falan sanmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun bir şekilde, nasıl olacağını bilmiyorum ama, bir şekilde cumhurbaşkanı adayı olacağı kanısındayım. Bunu bir hissiyat olarak düşünebilirsiniz. Bu engelleri, diploma ve mahkeme engellerini bir şekilde aşacak diye düşünüyorum. Çünkü sanıldığı gibi tarihi devletler yazmıyor, tarihi yargı yazmıyor; tarihi esas olarak toplumlar yazıyor, insanlar yazıyor. Ve 19 ya da diplomayla alalım 18 Mart'tan bu yana baktığımız zaman Türkiye'de tarihi anlar yaşıyoruz ve bu tarihi anları yazanlar esas olarak protestocular ve bu anlamda Cumhuriyet Halk Partisi bunun başında. Bunun Genel Başkanı, dün söylediğim gibi mucizevi bir çıkış yapan Özgür Özel. Ama en tepede Ekrem İmamoğlu var. Ekrem İmamoğlu gibi bir figür olmasaydı, ona yönelik bu tasfiye girişimi olmasaydı bunların hiçbirisi olamayacaktı. Erdoğan çok hızlı bir şekilde çok büyük bir hata yapmış, öyle gözüküyor. Bunu geçen yazmıştım. Ama şunu özellikle tekrar vurgulamak istiyorum; Ekrem İmamoğlu'nun cezaevine atılmasıyla birlikte Cumhuriyet Halk Partisi'nin liderini kaybedeceğini ve bocalayacağını düşündü. Ekrem İmamoğlu ile birlikte onun kurmaylarını da işin içine kattılar. Çok sayıda isim var. Mesela Necati Özkan, mesela Mehmet Ali Çalışkan, mesela Buğra Gökçe. Birçok isim var böyle, şu anda adı aklıma gelmeyenler için özür dilerim. Ve bu isimler aslında Cumhuriyet Halk Partisi'nin 31 Mart yerel seçim zaferinin de mimarlarıydılar, kurmay heyetiydiler. Ve bunların da devre dışı kalmasıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin iyice bocalayacağını düşündüler. Bir diğer husus tabii ki Erdoğan — dün onu uzun uzun anlattığım için tekrar kısaca söyleyeyim — Özgür Özel'in bu krizi kesinlikle yönetemeyeceğini düşündü ve CHP'nin bu kriz nedeniyle, genel başkanı bu krizi yönetemeyen CHP'nin içinde özellikle muhalif olan kesimlerin iyice güçleneceğini varsaydı. Öyle bir hesap yaptı anlaşılan. Ve tabii bu arada Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul Kongresi’ni iptal ettirmekle başlayıp daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ne kayyum atayarak – ki kayyuma niyetli birtakım Cumhuriyet Halk Partisi üyeleri olduğunu da biliyoruz, kayyum olmaya niyetli – iyice CHP’yi küçük bir parti haline getirmek, küçük ve kontrollü, belli bir sınırın içerisinde kalmış, kendi içinde kavga eden bir parti yapmak istedi. Hesap bence buydu, bu kadar basitti. Burada hamleyi tetikleyenin, erkene aldırtanın da Cumhuriyet Halk Partisi'nin ön seçim kararı olduğunu düşünüyorum. Çünkü CHP’nin bu kararı — herhalde bunda Ekrem İmamoğlu birinci derecede rol oynamıştır — çok stratejik ve yaratıcı bir karardı bence. Olayı geciktirmeden adayı, daha doğrusu Ekrem İmamoğlu’nu ilan etmekti ve iktidarı ne yapacaksa bir an önce yapmaya tahrik etti. Ve sonuçta düğmeye basıldı, 18 Mart ve 19 Mart'ta ve beklemeye geçildi. İlk anlarda bir tereddüt, sonra İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin ilk başlattığı hamle ile birlikte işin rengi değişti. Dün Beşiktaş’ta Cumhuriyet Halk Partisi’nin grup toplantısı yapıldı, biliyorsunuz. Oraya gittim, orada çok sayıda Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurmayı diyebileceğimiz isimle sohbet etme, tartışma imkânım oldu. Onlar da açıkçası kendilerinin bu olaya, bu sürece bu kadar etkili bir şekilde müdahil olmasından şaşırmışlar. Çok açık söyleyeyim, şaşırmışlar, kendilerine hayret etmişler ve tabii çok mutlular. Şurası muhakkak, çok zor bir süreç. İktidarın bütün imkânlarını kullanarak, önce yargı, sonra kolluk kuvvetlerini kullanarak yaptığı saldırılar var. Ve bu olaya karşı öncelikle CHP bir reaksiyon, tepki veriyor. Ardından toplumsal kesimler, farklı toplumsal kesimler farklı kaygılarla, farklı hedeflerle bu olayın etrafında toplanıyorlar. Birbirleriyle kavgalı insanlar Cumhuriyet Halk Partisi’nin mitinglerinde toplandılar. Öte yandan zaten Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde bir yığın kavga vardı. Ama mesela dün grup toplantısında, en ağır İmamoğlu ve Özgür Özel muhaliflerinin de orada olduğunu ve çok net bir şekilde partiyle, parti yönetimiyle ve Ekrem İmamoğlu’yla dayanışma içerisinde olduklarını gördüm. Yani önce CHP’yi kendi içinde kenetletti Erdoğan’ın bu hamlesi, daha sonra toplumun farklı kesimlerini, farklı partileri, CHP’nin Ekrem İmamoğlu’nu öne çıkartarak, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarını öne çıkartarak yaptığı bu protestoya dahil etti. Şimdi çok ayağı olan bir süreç bu. Yani bir tarafta güvenlik kuvvetlerinin yer yer çok rahatsız edici, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını ihlal edici müdahaleleri; içeride, miting alanında ya da başka yerlerde birbirinden farklı kesimlerin birbirlerine düşme ihtimalleri; gelenlerin farklı farklı beklentileri, bütün bunları yönetmek… Mesela diyelim ki Şehzadebaşı Camii ile ilgili birtakım dezenformasyonlar yayılıyor. Mitingin birisinde bir grup, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve rahmetli annesi hakkında asla kabul edilemeyecek sloganlar atıyor vesaire. Bütün bunların hepsini yönetmek gerçekten çok zor. Bir yandan da hukuki süreç var, ‘‘hukuki’’yi tırnak içine alalım. İfadeler alınıyor, sonra cezaevine gidiyor 50’ye yakın kişi. Cezaevlerinde bunların koşulları vesaire. Bütün bunlara baktığımız zaman… Tam bir hafta oldu, değil mi? Evet, bugün bir hafta oldu. Bir hafta içerisinde CHP gerçekten beni çok şaşırttı, CHP’lileri de şaşırttı ama en önemlisi AK Partilileri şaşırttı, Erdoğan’ı şaşırttı. Bu kadarını beklemiyorlardı. Şunu özellikle söyleyeyim, bilenler vardır, daha önce değişik vesilelerle söyledim; benim babam, Demokrat Parti iktidarı sırasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin Hopa ilçe başkanlığını yapmış birisiydi. Ailemde, hatta sülalemde CHP’li olmayan kimse yoktur, öyle söyleyebilirim, çok azdır en azından, ben hariç. Ben hiçbir zaman, yani çok küçükken babamın etkisiyle tabii ki Ecevit hayranlığı falan vardı ama ben 14 yaşından beri kendini sosyalist gören, hatta komünist gören birisiyim. Dolayısıyla hiçbir zaman CHP’li olmadım, olacağımı da düşünmüyorum, olmam da gerekmiyor zaten. Ama Sezar’ın hakkı Sezar’a. Gerçekten ilk defa CHP’yi bu kadar siyasete ağırlığını koyan, müdahil olan, yaratıcı fikirler geliştiren bir parti olarak görüyoruz. Mesela ön seçim kararı böyle bir şeydi, ardından ön seçime dayanışma sandığı eklemek böyle bir şeydi. 15 milyonu aşkın insanın oy kullandığı söyleniyor. Bu başlı başına çok büyük bir olay. CHP de herhalde bunu hayal edemiyordu. Biz ne diyorduk? CHP ön seçimi yapacak, acaba üyelerin ne kadarı gidecek? Zaten tek aday var, niye gidecekler? CHP örgütleri hakikaten insanları harekete geçirebilecekler miydi vesaire. Ama Erdoğan öyle bir kıyak yaptı ki — bunu daha önce bir yayında da söylemiştim — CHP’nin önünü alabildiğine açtı ve CHP bunu değerlendirebildi. Pekâlâ, işin başında her şey birbirine karışabilirdi. CHP’liler birbirlerinden rol çalmaya kalkabilirlerdi ve sonuçta Erdoğan’ın istediği olurdu. Şu ana kadar, bir hafta içerisinde böyle olmadı. Bunu sürdürebilmek kolay değil. Çok ciddi birtakım sorunlar var. Bir kere Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları içeride öncelikle. Çok sayıda kişi gözaltına alındı, özellikle gençler. Gazeteci arkadaşlarımız sırf gazetecilik yaptıkları için gözaltına alındı, tutuklandılar. 7 gazeteci arkadaşımız dün itibarıyla tutuklandı. O kadar çok sorun var ve yenileri geliyor. İstanbul Kongresi'nin iptali soruşturması başlıyor, başka şeyler gelecek. Hâlâ birtakım şirketlere el konuluyor vesaire. Yeni yeni birtakım belediyelere yönelik operasyonlar olursa da şaşmayacağız. Böyle bir ortamda araya bayram da giriyor, birçok şey var. İktidar yeni hamlelere girişebilir. Ama bakacağız, CHP, bu aldığı güçle, ele geçirdiği inisiyatifle bu olayı taşıyabilecek mi? Şu ana kadar kendini aşmış bir CHP var. Bundan sonra çıtayı daha da yükseğe çıkarabilecek mi, yoksa birtakım sorunlar mı yaşayacak? O sorunlar yaşansın diye iktidar elinden geleni yapacaktır, yapmaya zaten başladılar. Bunlara cevap verebilecek mi, bunları bertaraf edebilecek mi? Gerçekten çetin bir süreç bekliyor CHP'yi, daha yolun başı. Ama şu hâliyle bakıldığı zaman açıkçası ben bu gidişatın, böyle bir doğrultuda giderse, Ekrem İmamoğlu'nun özgürlüğüne kavuşması ve belediye başkanlığına dönmesi ve cumhurbaşkanı adayı olarak seçime — ne zaman yapılacaksa — katılması ihtimalinin ciddi bir şekilde gündemde olduğunu düşünüyorum. Özgür Özel bildiğim kadarıyla, gördüğüm kadarıyla cumhurbaşkanı adayı falan olmak istemiyor. Onu aday olsun diye düşünenler olabilir ama şu haliyle bakıldığı zaman Özgür Özel öyle bir hamle yaparsa birçok şeyi zaten baştan dağıtır. Ama şunu da unutmamak lazım, CHP bunu yaparken — bir iki yerde değindim buna — sağın birtakım sloganlarını aldı. ‘‘Millet’’ dedi, ‘‘milli irade’’ dedi. Ekrem İmamoğlu kendini önce Allah'a, sonra millete emanet ediyor ve sağın argümanlarını alarak çok büyük bir atılım yaptı. Ve bu arada Cumhuriyet Halk Partisi, Özgür Özel aynı çizgiyi sürdürüyor. Fakat sağın bütün bu şeylerini almakla birlikte sol duruşta duruyor ve özellikle Kürtlerle ilişkiyi çok sıcak tutmaya çalışıyor. Bundan rahatsız olan sağcılar var. Yani şöyle söyleyelim; Erdoğan'dan hoşlanmayan, Erdoğan'ın gitmesini isteyen, bunun için CHP'nin olmazsa olmaz olduğunu düşünen ama Erdoğan'ın gitmesi halinde yerine bir CHP'linin gelmesini istemeyen insanlar var. Böyle garip bir durum da var. Bunları hepiniz biliyorsunuzdur, görüyorsunuzdur. Farklı pozisyonlarda insanlar var ve bunlar da CHP'nin o kadar da fazla güçlenmesini açıkçası istemiyorlar. Dolayısıyla içeriden de ya da şu anda oluşan protesto koalisyonu içinden de CHP'yi frenlemeye çalışacaklar çıkacaktır. İzleyeceğiz, çok zor bir dönem. Başından beri bunu çok yakından izlemeye, yorumlamaya çalışıyoruz. Medyascope olarak bağımsız bir şekilde, gerçekten konunun uzmanlarıyla, olayın ekonomik, diplomatik, toplumsal, siyasal bütün boyutlarını uzman konuklarla, gazetecilerle tartışıyoruz, siyasetçilerle tartışıyoruz. Arkadaşlarımız olay yerlerinden görüntülerle, yorumlarla katkıda bulunuyorlar ve bunu çok zor şartlar altında yapıyoruz. Onu özellikle vurgulamak istiyorum. Gerçekten hem siyasi baskı, yargı tarafından engellenme ihtimali, riski bir yanda; bir diğer yanda gerçekten mali açıdan bunu sürdürülebilir kılmak meselesi… Ve bu anlamda sizlere gerçekten çok ihtiyacımız var. Lütfen Medyascope'a YouTube Katıl ya da Patreon üzerinden katkıda bulunun ki biz daha uzun süreceği kesin olan bu süreci en hızlı, en serinkanlı ve en özgür ve özgün bir şekilde sizlere aktarabilelim. Son bir not, dünkü yayını izleyen bir lise arkadaşım, yani 50 yıllık arkadaşım bana demiş ki: "Ya öyle eğilip duruyorsun, yaşlı çökmüş dedelere benziyorsun." Henüz dede olamadım, inşallah bir gün olurum, o ayrı bir mesele. Bu yayın boyunca dik durmaya çalıştım ama ben genellikle eğilerek yaparım bunu, umarım becerebilmişimdir. Süreyya bu sefer bakalım ne diyecek? Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
27.03.2025 Transatlantik: İmamoğlu operasyonu ABD'den nasıl görülüyor? | Hakan Fidan'ın ABD temasları
27.03.2025 CHP’nin boykot çağrısı niçin başarılı oldu?
26.03.2025 Erdoğan’ın CHP ve Özgür Özel öfkesi
26.03.2025 CHP kendisini aşıyor
25.03.2025 İmamoğlu operasyonu ile çözüm süreci arasında bağ var mı? Hamit Bozarslan yorumladı
25.03.2025 Özgür Özel mucizesi
24.03.2025 Erdoğan’ın on yanlış hesabı ve bundan sonrası için beş tespit
24.03.2025 Mansur Yavaş’ın Kürtlerle ne alıp veremediği var?
23.03.2025 Erdoğan’dan CHP’ye büyük kıyak
21.03.2025 Kandil ile barış, CHP ile savaş
27.03.2025 Transatlantik: İmamoğlu operasyonu ABD'den nasıl görülüyor? | Hakan Fidan'ın ABD temasları
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı